Köprü > İrembağı

Kullanıcı İsminizin Anlamı/Hikayesi

(1/14) > >>

Shalamar:
Merhaba,
Çoğumuzun kullanıcı isimlerinin bir hikayesi vardır. Almak istediğimiz bir eposta adresinde seçtiğimiz isim başkası tarafından alındığından alternatifleri dener bir tanesi uygun olunca da alırız. Sonra da onu benimser ve hemen her yerde onu kullanırız. Yahut belli bir olaydan etkilenerek seçeriz isimlerimizi. Kendi kullanıcı ismime ait hikayeyi paylaşarak, buradaki "ilk mesaj" tereddüdümü atmaya çalışacağım :)

1994 yılında başlayan kendimi bulma arayışım, 95'te İlhan İrem ile birlikte epey hızlandı. Ancak 99 yılında "Yoruldum yalnız gitmekten, bu sonsuz yolu" çerçevesinde kendimi arayışım, yerini bir başkasına anlamlar yüklemeye bıraktı. (Halbuki bugün biliyorum ki ben, evrenden ve benden başka hiçbir yerde/kişide değilim...)

4 yıl sürecek bir uykuya dalmıştım. Rüyalarım her ne kadar farklı olsa da, penceremden gördüklerim aleladeydi... 2001 yılında çıkan "Seni Seviyorum" albümündeki "Şalamar"ın sözleri, bana sesleniyor gibiydi; "Pencerelerine resim yapıştırmış cüceler, dünya diye seyrettiğin odanda". Bu seslenişi duyuyor, ancak uykunun derinliklerinde olan ben, algılayamıyordum. Nihayet 2002 yılında, penceremden gördüklerimin aslında resim olduklarını, ulaşabileceğim yükseklikleri görmemi engellediklerini fark edebildim. İşte o zaman, yaklaşık 8 yıldır kullanmakta olduğum Sevecen kullanıcı adını bir kenara bırakarak, pencerelerine resim yapıştırılmış Şalamar ismini almaya karar verdim. Şalamar'ın anlamına dair yaptığım araştırmalarda rastladığım "Shalamar" kelimesi o gün bugündür kullanıcı adım olmaya devam etmekte... Ancak ne zamana kadar bilemiyorum çünkü penceremi yeterince temizleyebildiğime inandığımda, bu isim de değişecektir.

Işık ve Sevgiyle...

hayaletdansi:
Yaklaşık bir kaç yıldır bu rumuzu kullanıyorum, nedense Kızılderililere kendimi yakın hissetmişimdir, yaşamları, kültürleri, inançları ilgimi çekmiştir hep ama tüketim boyutunda ele almak istemedim, dünyaya bir de başka gözle bakma, anlama çabası, farklı olana duyulan merak belki de, bir de yıllardır beyaz adam tarafından uygulanan karalama çabalarının ters tepkisi gibi de denebilinir.
Hayalet Dansı umut, özgürlük ve belki de yeni bir dünya için ………..
Yazı biraz uzun umarım okurken sıkılmazsınız.

"Oturan Boğa ya da kendi dilindeki adıyla Totanka Iyotake, 1890'da, Hayalet Dansı yaptığı için ABD'li askerler tarafından öldürüldü. Her şey 1492'de, Christoph Colombus'un Amerika ismini verdiği topraklara ayak basmasıyla başladı. Yeni bulunan kıta, hemen ardından 'Avrupa yerlilerinin' istilasına uğradı. Önce Güney Amerika 'medenileştirildi'. Amazon'da o tarihe kadar görülmemiş kıyımlar, katliamlar yaptı 'uygar Avrupa'.Amazon'un sık ormanlarından, yağışından ve vahşi hayvanlarından korkan Avrupalılar, salgın hastalıklarla daha fazla mücadele edecek gücü bulamadı. Altın Şehir 'El Dorado'yu bulamamanın şoku ise Güney'de yaşadıkları en büyük hayal kırıklığıydı.

Kuzey Amerika'ya doğru yelken açtılar bir süre sonra. Yaşanması daha kolay, verimli topraklara sahip Kuzey Amerika o tarihlerde Kızılderililerin anavatanıydı. Ama 'uygar Avrupa'ya karşı anavatanlarını kaybetmeleri çok uzun sürmedi. Görülmemiş bir katliam başladı Kuzey'de. Çatışmalarda canını kurtarabilen yerliler açlıktan, soğuktan veya hastalıktan ölüyordu. Beyazlar, Kızılderilileri sindirmek ve aç bırakmak için milyonlarca yaban sığırını öldürme politikası izliyordu.

Kızılderili önderleri cesaretlerini yitirmişlerdi. General Amstrong Custer, 1860'larda 'baş temizlikçi'ydi. General için 'en iyi Kızılderili, ölü Kızılderili'ydi. Köklerini kurutmak için dağ-bayır dolaşıp insan avlıyor, savunmasız köyleri basıp ateşe veriyor, yeni doğmuş bebekleri, yatalak ihtiyarları kılıçtan geçiriyor, 'kaçışı kurtuluş' sananları kurşuna nişangah yapıyordu.

İşte tam bu dönemlerde uzaklarda, Nevada'da, geleceği görebilen, ölülerle konuşabilen bir Kızılderili'nin yaşadığı söylentisi tüm Kızılderili topluluklarına yayıldı. Her Kızılderili reisi, bir büyük reisin gelip, kendilerini beyazların elinden kurtaracağına inanmaya başladı. Bu konunun araştırılması için tüm Kızılderili reisleri heyet gönderdi. Heyetin dönüşünü bekleyen Kızılderililerin çoğu kendilerinden geçerek ve bu olguya kendilerini iyice vererek dans etmeye başladı. Bu dans bir uyanışın, bir dirilişin habercisi gibi tüm Kızılderili toplumlarına yayıldı.

Kızılderili önderleri ısrarla Büyük Kurtarıcı'nın geleceğini ve beyazların zulmünden kurtularak anayurtlarına kavuşacaklarını anlatmaya başladı. Beyazların 'Hayalet Dansı Ayini' adını verdikleri bu şölenler, yerlilerde bir silkinişi ve birlikteliği doğuruyordu. Çok geçmeden tüm kıtanın Kızılderilileri bu dansı uygulamaya başladı. Heyecan doruktaydı. Suskunluğu parçalayan çığlık giderek artıyordu. Yitirilen dağların, ovaların ağıdı koca birer yürek olup, ırmak olup akıyordu.

Dönemin hükümeti bu yeni eylemden etkilenen yerlilerin üzerine silahlı güçler göndererek püskürtmeye çalıştı. Katliamlar birbirini kovaladı. Kızılderililere karşı sürek avı arttı. Hükümet, Hayalet Dansı ile gelen bu özgürlük kıvılcımını tehlikeli ve sakıncalı görerek, dansın yapılmasını tüm kabilelerde yasaklattı. Sioux şefi Totanka Iyotake (Oturan Boğa), Hayalet Dansı yasağına uymadığı için öldürüldü.

Hayalet Dansı ve kuralları kuşaklar boyunca gizlilik içerisinde kabileler arasında sessizce uygulandı. Kızılderili tarihinde, kardeş dayanışmasının 'yenilmez güç' olduğunu kanıtlayan ilk lider, yaşlı Oturan Boğa (Totanka Iyotake) oldu."


http://www.bizimanadolu.com/haber/haber57.htm

Shalamar:
Sevgili hayaletdansı,
Sizin Kızılderililerle ilgilenmenize dair olası nedenler sıralamışsınız. Bir olasılık da izninizle ben söyleyeyim; Türkler' in ilk inançlarından biri Şamanizm'dir. Orta Asya'dan bu kadar uzak olmasına rağmen Şamanizm' e bu kadar yakın inanışları olan bir toplumdur Kızılderililer. İnançları dışında kültürleri de çok benzer, örneğin çadır motiflerine dikkat ederseniz Anadolu'da kullanılan motiflere fazlasıyla benzerler. Bu kültür yakınlığının da sizi çekmiş olma ihtimali vardır.

Paylaşımınız için teşekkürlerim,
Işık ve Sevgiyle...

hayaletdansi:
Türk kültür ve inançlarının Kızılderililerin kültür ve inançları ile yakınlığı dikkat çekicidir, doğru söylüyorsun. Kızılderili dillerinde yaklaşık üçyüz ila beşyüz arası Türkçe kelime bulunmaktadır. Hatta Sunay Akın ''Kız Kulesi'ndeki Kızılderili'' ismindeki kitabında, Ord.Prof.Dr Reha Oğuz Türkkan'ın 20 Şubat 1996 tarihli Hürriyet gazetesinde yayımlanan iki günlük yazı dizisinden bazı notlar aktarmıştır , bir tanesi sizin söylediklerinizi destekler nitelikte ,aynen aktarıyorum :
''New York'tayken televizyonda 'Güller Resmigeçidi' ni seyrediyordum; otomobil ve kamyonetler renk renk desenler halinde güllerle donanmıştı. Çeşitli ülkelerin katıldığı bu şöleni TV'ci Chet Huntkey anlatıyordu. Bir tankı 'Şimdi Meksika Kızılderililerinki geçiyor ' diye tanıtınca yardımcısı elindeki kâğıdı işaret etti. Sunucu da şöyle özür diledi:
'Kızılderililerin değil, Türkiye Konsolosluğu'nunmuş: Desenler o kadar benziyor ki şaşırdım'.

KORIDOR:
Seni Seviyorum kanımca İlhan İrem'in manifesto albümüdür. Koridor ise doruk noktası. Müzikal kurgunun ana öğesi olması dışında, doruk noktası.
O yüzden KORIDOR..

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git
usa online pharmacy