Gönderen Konu: Birazda Gerçekleri Dinleyelim  (Okunma sayısı 26782 defa)

Çevrimdışı cnizamoglu

  • ...
  • *
  • İleti: 70
Birazda Gerçekleri Dinleyelim
« : 04 Ocak 2007, 03:38 »
Çıt yok !
Çok uzaklardan bir kamyon sesi... Köpek ulumaları...
Gece çiçekleri iç çekti usulca...
Karanlığa karıştı rüzgar uğultularla.
Erik baharları döküldü çimenlere...
Eni konu islendi bulutlar...
Bir kapı kapandı...
Telaşsız adımlar...
Kopuk bir film yansıdı ötelere...

Kolları, bacakları ve başları yoktu.
Yuvarlanarak geldiler zarif kıvrılışlarla !
Kararmış, yosun tutmuş ağaç gövdeleri...
Üstelik cansız !
Ruhsuz.
Bildiğimiz odun yani.
Bütün ülke doğrama atölyesi...
Geppetto Ustalar didindi durdu kaç asır !
Eğreti kollar/eller tutuşturduk sarılsınlar diye.
Ayaklar...
Ki yürüsünler !
Kalıplar döktük beyhude...
Yüz verdik/yüzsüzlere !
Başları olsun... Düşünsünler.
Fırdöndü gözler... Islak dudaklar...
Görsünler...
Konuşsunlar...
Kainatların en büyük hazinesi özgürlüğü yaşasınlar doya doya !

"Ruhlarınızı da verin !"
"Buyrun. Alın"

Olmadı !
Ağaç bile değildiler...
Yağmurlu bir bahar gecesinde
İçine kapanık bir kara delikten
Nasıl olduysa bahçemize düşmüş
Bir sürü odun !

Eğlenceliydi önceleri
Yalan söylediler, burunları uzadı...
Güldük !
Sonra çatladı kabuklar...
Şekillenmeye başladı elleri, ayakları...
Dilleri çözüldü...
Teşekkürsüz... Kaba... Nobran...
Uzaklara ait bilmediğimiz bir lisan.

Yanık santigrat derecelerinde...
Atmosferde yitirdikleri kollarını, bacaklarını...
Düşüncelerini anlattılar...
Üzüldük.
Uzaysı kısa düşüş yolculuklarına ulviyetler vehmettiler !

Başka türlü bakıyorlardı...
Göremedik !

Ruhları yok !
Bir türlü gerçekleşmiyor reaksiyon...
Buluşamıyoruz bu yüzden.
Zarif dalışlar dönüşmüyor beyaz ışığa !
Öte yanına mayınlar döşenmiş sınırın.
Tanrısal sınırsızlığı tatsınlar istemiştik.
Dikenli telleriyle yırtılıyoruz !

Bütün kristaller kırıldı züccaciye dükkanında...

B İ R   T A N E S İ N İ    U N U T T U L A R...
Masum görünüşlü bir bela olarak, tohumlanıyor koridorlarda.

Bütün baharlar yolundu, çimenler ezildi !
Kimbilir nerde mavi peri...
Ruhlar kirlendi...
Terketti sonsuzluğu

Ahh ! Geppetto usta !
İyi yürekli saf ihtiyar
Hala bekliyor...
Ki, kendi gibi sevgi dolu bir insan olsun !
Çok seviyor Pinokyo'sunu...

Omuz uzaylarında uçuşan cırcır böceğiyle,
insandan daha insan yürek parçası.
Böyle bir hikayede adı geçmemeliydi hiç.
Anlatılanlar atası bile değil onun...

Bunlar Pinokyo değil ki !

Yosun tutmuş, ölü, yanık, ruhsuz...
Kamyonlar dolusu odun.

Hain gece farlarının yönergesinde izlenen...
Çatırtılı, beyhude bir yolculuk bu !

Tomrukları tutan kemerler kopacak...
Beklentiler geceye dağılacak.

İkinci hecelere vurgu yapan bihaber bıçkın
Donuk kare düşüş fotoğrafı

Davudi seslerin bihaber haykırışlarında
Tarihin tüplerine sıkılacaklar.

Figüranlar cansız koşturacak...

.........

Sonra...
Bir geminin gölgesi iniyor yeryüzüne.

Sahnede birileri var !
Ve devasa bir ziyafet masası.

Anlamsızlıkların birden buharlaştığı...
Tuhaf bir gelecek görünüyor sihirli kürede !

Işık ve sevgiyle...

İlhan İREM
28.06.2004







Sevgili İlhan İrem'in birçok anlatımında geçen öte ifadelerin :
Yaşam arayışı için yola çıkmış bir can-sızın, gerçek yaşam için uzayın en derin karanlığına, deliğine kadar yol almış ve görünce boşlukları, yanlızlığını,orada hiçbirşey olmadığını geriye dönmüş ve gerçek yaşamın,bu yolculuk için planlandığını anlatmasıdır.

Nedir İlhan İrem i bu öte ifadelere zorlayan.sanırım dünya yaşamındaki yarı canlı insanların yaşamın kıymetini bilememesi ve buradan bir nebze olsun kaçmak,uzaklaşmak istemesi.

Yapay zekada filmindeki özdeş anlatımlı mavi perinin bu yolculuk için tasarlandığı,ve onun ötelerde olduğunu,ve hep bu geçek yaşam arzusuyla içinin ve gözlerinin dolduğudur.

Sevmek ve sevilmek, hep bu cansız kukla olma korkusu itmişti onu bu mavi periye.
Aslında kimse kukla olduğunu varsaymaz ilk bakışta, farkında bile değildir insan bunun.
Taklit ettiğimiz herşey bizim kuklalığımızın bir göstergesidir.
Nedir farkımız diğer insanlardan, yok gibi,gibi,gibi...

Düşüncelerimiz!

Yaşamak için kuralları uyguluyoruz,yaşamak için öldürüyoruz.
Tüm bu olaylara seyirci kalıp insan içine çıkıp, insan gibi yaşıyoruz.
Hepimiz aynı doğrama atölyesinden çıkmış birer odunuz sadece...
İlhan İrem bunu güzel ifade etmiş, teşekkür ederim kendisine.en azından yaşamadığımızın bir göstergesi
Bizler yaşam istiyoruz ve hep ötelere erteliyoruz...
Öldükten sonra biryerlerden geçeceğiz, sonra,sonra,sonra...v.s

Sanki sonradan gelmiş gibi ve önceden yaşamış gibi...

Önceleri ilk insan gibi kokuyoruz,
Sonra ikinci insanı bulmuş gibi ürüyoruz,
Daha sonra üçüncü gözümüzü göremeden kapatıyoruz.

İlk gol fanatiklik...İkinci gol hile...Ve üçüncü gol...Skor 3-1
Kaç perdelik komedi?
Oyun bitmiştir arkadaşlar

Çağdaş Nizamoğlu




---------------------------------------------------
Gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi
Gah inerim yeryüzüne seyreder alem beni

Çevrimdışı yitik_savasci

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 70
Ynt: Birazda Gerçekleri Dinleyelim
« Yanıtla #1 : 04 Ocak 2007, 06:47 »
Sevgili Çağdaş paylaşımın için çok teşekkür ediyorum...
Yalnız bu şiir bende daha çok 80 sonrası Türkiye'de yaşanan göç dalgasını çağrıştırdı... O dönem de yaşananlar hakkında detaylı bilgi sahibi olmama rağmen, hiç bu kadar anlaşılır ve hiç bu kadar güzel ifade edildiğine rastlamamıştım... O değişimin, yani köylü zihniyetin şehirleri ele geçirişinin ruhuna girdim neredeyse... Tekrar teşekkür ederim...
Onların sözlerini karıştıralım,birbirlerini anlamasınlar diye....

Çevrimdışı cnizamoglu

  • ...
  • *
  • İleti: 70
Ynt: Birazda Gerçekleri Dinleyelim
« Yanıtla #2 : 05 Ocak 2007, 02:50 »
Sevgili yitik savaşçı, İrem'in yazısını ve yazdığım cevabı köyden şehre gelen tertemiz duygular içindeki bir insana okutalım, bize sadece gülecektir, biz de anlamadığını düşünerekten ona güleceğiz belki, ama çiftçi tekrar gülecektir arkamızdan, sonra yarım kalan işine geri dönecektir.
---------------------------------------------------
Gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi
Gah inerim yeryüzüne seyreder alem beni

 

usa online pharmacy