Gönderen Konu: Sevgili İlhan İrem’in Cennet tasarımına bakışı  (Okunma sayısı 9512 defa)

Çevrimdışı ramalas

  • ...
  • *
  • İleti: 85
Cennet I

Sevgili İlhan İrem’in Cennet tasarımına bakışını irdelemek istiyorum.
Bu bakış transandantal(insan ötesi) mı yoksa salt insanı mı ele alıyor?

Öncelikle Pencere Köprü ve Ötesi’nde filizlenen İrem felsefesi nedir? Buna bakalım:

1-“Eskiden açık seçik, şimdilerde sertleşen gizli bir anlatım içinde duygusal şarkılar söylüyorum. Çünkü yaşamdaki tüm sorunların sevgiyle çözüleceğine inanıyorum. Sevgi anlayışım daha kapsamlı bir boyuta ulaştıkça genişleyen görüş açımla, deneyimlerim bütünleşerek evrenselliğin pencerelerim tıkırdatan yapıtlar oluşturmama neden oluyor...”

İşte büyülü sözler  “sertleşen gizli bir anlatım” : izleyiciler için gizemli , eldiveni çıkarabilenler için basit olandır bu anlatım. Peki bu eldiven nasıl çıkar? Soyut bir hakimiyetle mi yoksa YAŞAMa bakarak mı?

2”-Dediğim gibi "Pencere" bir başlangıçtı. Bu günlerde sözleri yayınlanacak "Pencere... Köprü... Ve Ötesi.." adlı öykümün ilk bölümü. Bu öykünün ikinci bölümünü oluşturan "Köprü" adlı uzunçalarım, bu ay, üçüncü ve son bölümü olan "Ve Ölesi" ise yılbaşından sonra çıkacak. Bu trilogy tamamlandığında "Pencere"de doğumla başlayan 'sarkastik' bir düşünce köprüsüyle uzaya açılan öykünün, yaklaşık 150 dakikalık müzikal anlatımı da tamamlanmış olacak.”

Bu röportajında İrem; altı çizili “SARKASTİK” ifadesini kullanıyor. Tam bu nokta söylemin en önemli bölümü, zira sarkastik: alaycı bir ifade ile iğnelemek anlamını taşıyor, aynı ifadenin öte anlamı UCUBE... Nedir? ucube olan, iğnelenecek alay konusu olgu :  Kitabında anlattığı olayların ucubeliğidir bunlar. Öyle ki bu olaylar alay konusu olmaktan öte Türkiye’mizin ve Türk insanın acıklı öyküsüdür. Hiçte zannedildiği gibi fantastik öteler değildir bunlar, bildik yaşamdan ucube kesitlerdir. Üstelik tüm bu yaşam oyunları albümle bire bir uyumludur. İlhan’ın müziği sizleri alıp götürebilir, hatta dinlerken astral seyahat yapma özgürlüğünüzde vardır. Ama sözler soyut bir dünyayı değil, tam sizi yansıtır. Sizi ve kısır dünyanızı, Masalcı (İrem) bilinenin aksine bu soyut dünyadan kurtulmanızı önermektedir. Krizalit Kristalin bunu betimler. SAF, BERRAK BİR KOZA sizin dünyanızdır. Bu dünya ötede değil yanı başınızdadır. İçinden bir türlü çıkamadığınız bu YAŞAM aslında sizin olan tek şeydir. Ve  sahip olduğunuz “AN”ları değerlendirmek için gerekli olan tek şey IŞIK ve SEVGİDİR.

3-“Gelelim "Köprü"ye: "Köprü" "Pencere"nin sonundaki ölümün başladığı yerden yola çıkılan, gizemli, düşündürücü, 'sarkastrik' bir 'öteki dünya' yolculuğu. Daha derinleştiğine inandığım sözel ve müzikal yan, iki aşırı uçla yukanlara doğru çekişliriliyor. "Köprü", bir uçta daha bizden, diğer uçla daha batı'dan. iki düğüm arasına gerilmiş bir iple daha uzaklara atmayı tasarladığım taş bence. Albüm boyunca süren gizemli anlatım içinde minicik bir ana fikir saklı. Yaşadığımız her olay bir sonraki olaya köprüdür. Doğru kurulmuş köprülerle güzel günlere, yanlış kurulmuş köprülerle kötü günlere varırız, "Köprü"deki bıyık altından güldüren ya da duygulandıran şarkılar hep bu eldiven içinde sunuluyor dinleyiciye ve eldiveni çıkarmak çıkarmamak, anlamak anlamamak dinleyicinin sorunu bence.”

Altı gene çizilmiş ikinci bir sarkastrik ifadesi gene kullanılmış, alaycı bir öte dünya yolculuğunu betimlemek için, gizemli minicik ana fikir ne olabilir ki?
Biraz zahmet etseniz bulması kolay elbet, eğer hayatın sırrını bilirseniz !
İşte o zaman köprü ve ötesine doğru adımlar atabilirsiniz...

Hayatın sırrı ise basittir : berrak ve pürüzsüz bir koza içinde doğmak ve ölmektir. Gerisi sana kalan "AN"ları yaşamaktır. Yaşayabildiğin en güzel şekilde (pişman olmadan). Sana sunulan TEK şey ile yetinmesini bilip ona(dünyaya) ihanet etmeden, İNSAN gibi yaşayabilmektir doyasıya ölmeden az önce....


4-"Köprü", tüm saçma takılmaların uzağında anlaşılması gereken bir yapıt. Kolay anlaşılmak için dinleyicilerime tekerlemeler dizişi sunmuyorum. Oluşturduğum şarkıları ve düşünce yapımı daha iyi anlatabilmek için kitap yazacak kadar saygılıyım onlara.”

Demek ki gizli anlatımların sırrı kitapta ... Ve muhakkak saçma takıntıların uzağında...


Çevrimdışı Oikos

  • ...
  • *
  • İleti: 33
Ynt: Sevgili İlhan İrem’in Cennet tasarımına bakışı
« Yanıtla #1 : 19 Aralık 2006, 01:23 »
Bu muhteşem anlatım için teşekkür etmek istiyorum, nihayet İrem'i öte dünya adamı olmaktan çıkarıp, layık olduğu fikir adamı kisvesine oturtan süper bir yazım...

Bir ilave yapmak istiyorum ; İlhan İrem'in iki yönü vardır. İlki duygusal ozan yönü, ikincisi akılcı fikir adamı yönüdür. Müzik ve sözler bu iki yönü aynı anda yansıtır.

Cennet tasarımını merakla bekliyorum...

Hayat ve Can seninle olsun
Oikos
Oysa ki ben karanlıktan geldim...Ne huzursuzdum ne de korkuyordum...Sukunet vardı hiçlikte...Doğdum ağladım...

Çevrimdışı ramalas

  • ...
  • *
  • İleti: 85
Ynt: Sevgili İlhan İrem’in Cennet tasarımına bakışı
« Yanıtla #2 : 16 Ocak 2007, 01:13 »
Alıntıdır
Şeytan Dansı

Dinler, mezhepler dünyayı karıştırıp duruyor...
     Kimileri daha ırkçılığın hesaplaşmasında. Kimileri de, yeni başlangıçlara açılacak son evrensel noktaya varamadan "inançsızlık" dönemecinde...
     Kimileri de yanlış anladıkları Allah'ları adına cinayetler işliyor...
     Kimbilir ne kadar üzülüyordur tanrı...
     Ve kimbilir ne kadar gülüyordur, tali yollarda vakit öldüren fanatiklerine.
     "Hiçbir ayrılığa kapılmadan, bütünün güzelliğini kavramak var" diyordur.
     Şimdi benim, bu satırları yazmam gibi, anlaşılmazlık boşluğunda...
     Bir çiçek, bir ağaç, bir tek insan hissediyorsa eğer, boşuna değildir boşluğa yayılan düşünceler...
     Herkes, (aymazlık) "hıyanet, gaflet ve dalalet olabilir" demiş Mavi Göz...
     O Mavi Göz , Türkiye'nin evrensel dünyada doğru bir parça olduğunu biliyordu. Tanrısızlık görüntüsünde, tanrıcasına bütünü hissederek...
     Ne bilsin Ata'cık,
     kendi görkemli beyniyle özdeş tuttu geleceğin gençliğini...
     Koltuk sevdasındaki bıyıklı çocukları, kökten dincileri hayal bile edememişti belki...
     "Asolan hayattır" diyen öteki "Mavi Göz"le aynı boşluklarda şimdi.
     Biz bu hayatı yaşıyoruz...
     Ozanlar, yazarlar, ışıklar yakılıyor karanlıklarca...
     Devlet yananların peşinde.
     Siz avareliğini, özgürlüğünü çağdaşlıkla sarmalamış bir insanın, inançlarına, düşüncelerine ters düşen olaylar karşısında tepkilenip, "tahrik" olduğunu gördünüz mü?
     Eğer bir "tahrik"ten söz edilecekse,
     Atatürk'ün attığı güzelim çağdaşlık tohumlarının, geceler boyu ezilip büküldüğünü gören bizlerin tahrik olması gerek en çok...
     Demokrasinin, insan haklarının, en önemlisi evrenselliğin pasifizmi içindeyiz... "Saygı" ile acizlik" karıştırılıyor kanımca...
     Doğru yaşamaktan öte bir görevimiz daha var;
     İnandıklarımızı söylemeden içimize atıp, ilkellikleri tahrik etmekten kaçınacağız böylece...
     Ben, "canlı/cansız her şeyle bütünün parçasıyım. Işık ve sevgiyle bütünleşerek, parçalarımla O'nu oluşturuyorum... Ben O'yum, "O", ben" desem...
     İkibinli yıllara yedi kala, hâlâ "enel hak" diyenleri yok edenlerin yanlış satırlarıyla mı yargılayacağım?..
     Kimi başka bir yola inanır.
     Kimi "hiçbir şey"e...
     Ve hepimiz aynı kâinatın çocuklarıyız...
     Tanrısal geleceğin parçası olmak.
     öyle yumruğunu kaldırıp, "yaşasın şeriat" diye bağırmakla ve sana öyle özgürce bağırma hakkını veren Cumhuriyet'in ilk adımının atıldığı şehirlerde oteller, otellerde beyinler yakmakla olmuyor...
     Müslümanlığın temeli, temel direği "sevgi ve hoşgörü"dür.
     Bu iki güzellikten yoksunsan eğer, "cihad" bağırtılarıyla sana verilen hiçbir anahtarla açamazsın cennetin kapılarını...
     Cennete ulaşmak için, önce cennet eylemen gerek yaşadığın her günü...
     Işık ve Sevgiyle...
(DELİRİUM KİTABI)İlhan İrem

Kişisel herhangi bir yorum yapmaya gerek bırakmayacak kadar net bir anlatım.

Çevrimdışı akzambak

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 171
Ynt: Sevgili İlhan İrem’in Cennet tasarımına bakışı
« Yanıtla #3 : 16 Ocak 2007, 13:09 »


"Bazıları için hiç olmayan,
 Bazıları için hiç ölmeyen güzellikleri anlatıyorum"
diyor Işık Dost.

Ve birçoğumuzun fiziksel anlamda yaşadığı ilk buluşmalardan birinde,
yapıtlarından söz ediyor:
"Onlar şarkı değil, zaten bunlar da konser değil"

Şartlı refleks biçimi yaşamanın yaşam olmadığının,
ve salt fizik beden olunmadığının farkındalığıyla
bambaşka bir yolun başlangıcında buluyoruz kendimizi. Bu farkındalığın ışığıyla aydınlanıyor yol.
İnsanlık tarihinin en başından bugüne, ışıklar bir bir yanıyor önümüzde. Gün oluyor ışığın adı,
Yunus, Mevlana, Krishnamurti, Hacı Bektaş, Aşık Veysel ve daha niceleri oluyor. Öyle bir gün
geliyor ki, (en azından kişisel hissedişim böyle) hiç ışık yok gibi günler çörekleniyor mavi gezegen
üzerine. Çoban şapkasını fırlatıp derin uykularda horuldarken, sürü alıp başını gidiyor yolun sonunun
nereye varacağını bilemeden. Kurtlar her daim uyanık, her daim hazır, her daim kötülüğe amade..

ANLASANA!!
diyen bir yürek sesi,
yırtarcasına karanlığı
başkaldırıyor Işık ve sevgiyle.
...

Yaşamın her anını yükselen bir daireye çeviriyor tüm yapıtlarıyla.
Herhangi bir yapıtı, farklı aralıklarla (bir yıl, bir ay, bir gün...) dinlediğimizde
daha iyi anlıyoruz bunu.
O yapıtlar ki her biri bambaşka bir pencere..
sonsuzluğa açılan..
O yapıtlar ki hiç birinde, yaşamla örtüşmeyen bir anlatım yok.
buradan... ötelere...
hepsi ayrı bir köprü,
hepsi ayrı bir pencere...

Cennet kapılarına varıldığında/varabildiğimizce,
Cennet ilahileri doluyor yüreklere...

Birileri, kurallarla, korkularla, tehditlerle koşarken
beyninin azıcık kısmını kullanarak,
hiç olmayan güzelliklerle tasarladığı cennete..

Bir yürek,
Işık ve sevgiyle
hiç ölmeyen güzellikleri köprü eyliyor cennete.

ODALARINA GİR
CENNET YÜREĞİNİN..






"Sesini değil, sözünü yükselt. Yaprakları yeşerten yağmurlardır, gökgürültüleri değil."

 

Benzer konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
10791 Gösterim
Son İleti 03 Haziran 2007, 23:07
Gönderen: meleksi
0 Yanıt
6903 Gösterim
Son İleti 25 Ağustos 2007, 01:37
Gönderen: Shalamar
2 Yanıt
5434 Gösterim
Son İleti 18 Ocak 2008, 00:30
Gönderen: efsun_i
0 Yanıt
7434 Gösterim
Son İleti 19 Ağustos 2008, 00:22
Gönderen: Shalamar
2 Yanıt
51492 Gösterim
Son İleti 04 Kasım 2008, 23:52
Gönderen: disciple_of
0 Yanıt
49570 Gösterim
Son İleti 31 Ocak 2009, 01:24
Gönderen: Shalamar
0 Yanıt
43071 Gösterim
Son İleti 16 Eylül 2010, 22:57
Gönderen: efsun_i

usa online pharmacy