Gönderen Konu: Tepkisizlik  (Okunma sayısı 8533 defa)

Çevrimdışı esengul

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 14
Tepkisizlik
« : 12 Aralık 2006, 00:17 »
Arkadaşlar,

Bir TV kanalında 'Köprü' adlı bir diziye baktım şöyle bir. Normalde TV izlemeyen biriyim. Ama izlediklerim karşısında bir duygu yoğunluğu yaşadım. Sizlerle de bunu paylaşmak istedim.

İrem der ki; biz istersek gözyaşından gülen elma yaparız, biz istersek kahkahadan anlayanlar yaparız. Biz istemiyoruz galiba bütün bunları ki bu kadar duyarsız ve bu kadar bencil bir toplumuz.

İnsanlar insani duygularını yitirmiş. Yardımlaşmak, acımak, sevmek gibi bize özgü olan duygularımızın yerini, yine bize özgü olan kin, bencillik, daha çok kazanma ve bunun içinde elinden geleni yapma, düşene bir tekme benden gibi duygular almış yerini. Bir maçta gösterdiğimiz tepkiyi bir toplumsal sorunda gösteremiyoruz. Arkadaşlarımızla otururken veya evde homurdanarak geçiştiriyoruz tepkimizi.

Neden biz en mutsuz ülke seçiliyoruz? Neden geleceği köşemizde saklayamıyoruz? Neden bu kadar duyarsızız? Neden bize dokunmayan yılan bin yıl yaşıyor? Bilmiyor muyuz bir gün bizi sokacak o yılan. Ne zaman gülen çocuklar ve gülen bir toplum olacağız? Ne zaman kaybettiğimiz duygularımızı tekrar kazanacağız?

                                        ışık ve sevgiyle

                                                                      hayat bir yol ve ışık
hayat bir yol ve ışık

Çevrimdışı ramalas

  • ...
  • *
  • İleti: 85
Ynt: Tepkisizlik
« Yanıtla #1 : 12 Aralık 2006, 12:56 »
Kahkahadan ağlayan narlar yapmak. Gözyaşından gülen elmalar yapmak da biz istersek oluyor.
Demek ki toplum olarak gülen elmalar yapmak istemiyoruz. Bunun böyle olması bireysel olarak bunu yapmak istemediğimiz anlamına gelmiyor. Bireysel olarak bu güçte olduğumuzu idrak edip yapmaya başladığımızda önce kendi bahçemiz dolmalı gülen elmalarla. Bunu başaramadan ağlayan narları seyretmekten başka çaremiz yok gibi görünüyor. Arka bahçenizin gülen elmalarla dolup taşması temennileriyle...

Çevrimdışı armanbursa

  • ...
  • *
  • İleti: 132
Ynt: Tepkisizlik
« Yanıtla #2 : 12 Aralık 2006, 21:22 »
Sevgili sevecenler;
Son 20 yıl içinde akıl almaz bir gelişim dönemi yaşadık, Gerek ülkemiz, gerekse dünya korkunç bir iletişim ve silahlanma yarışına girdi. İşte bu kargaşanın içerisinde sistemlerini düzenleyemeyen ve ağır kalan devletler büyük bir yolsuzluk ve mafya destekli gelişim erozyonuna uğradı. Sosyal kimliğin hiçbir değer taşımadığı, insanların sadece ceplerindeki para ve çevrelerindeki siyasi güçlerini kullanmalarıyla değerlendirildiği dönemin tam ortasına düştük. Sonlarına yaklaştığımız bu dönemi büyük hasarlarla geçtik, açgözlülüğün, tatminsizliğin, arsızlığın "BAŞARI" olarak değerlendirildiği bir kirlenmenin içindeyiz. Bilgi ve kalitenin pek önemli olmadığına inanan insanlar tarafından yönetiliyoruz. (seçtiğimize göre layık olduğumuza inandırılmış durumdayız.)
Şimdi yapacağımız tek şey var "kendi kapımızın önünü süpüreceğiz" ki diğer kapılara bağırma ve elimizle gösterme hakkına sahip olalım.

Şikayet edip kendi halimize ağlamaktan çok daha önemli işlerimiz var.

Şimdi sizlerden bir tek şey istiyorum;
Evinizde, Okul Kitaplığınızda veya bulabildiğiniz en ucuz NUTUK Kitabını alın ve sakin kafayla oturup bir okuyun. İçinde bulunduğumuz bu gün ile 19 MAYIS 1919 arasında çok fark olmadığını göreceksiniz.


Işık ve Sevgiyle kalın

Çevrimdışı hayatcizgisi

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 21
Ynt: Tepkisizlik
« Yanıtla #3 : 06 Ocak 2007, 01:38 »
Merhaba

Aslında 19 Mayıs 1919’dan daha kötü durumdayız çünkü: Orda sıcak bir savaş vardı düşmanını da tanıyordun dostunu da. Kim düşman kim dost fark edemiyorsun dost görünüp düşmanlık yapan yöneteceğiz deyip ülkeyi satanlar var artık. Nutku okumak hatta bütün bilbörtlere asmak gerekiyor birilerini uyandıra bilmek için...

Yavaş yavaş yok olup kendimiz dışında her şey oluyoruz artık...

Işıkla

Çevrimdışı refref

  • DMT
  • *
  • İleti: 277
Ynt: Tepkisizlik
« Yanıtla #4 : 12 Ocak 2007, 13:33 »
Bazen sesini duyurabilmen için, susman gerekir..

Ve aslında en güzel tepki tepkisizliktir!
Son kapının ardında, gül kokulu çeyiz sandığının başında buluşalım.
Bakalım tanıyabilecekmisin beni. Düşünemeyeceğin bir haldeyim.
Krizalit kristalin.

Çevrimdışı esinti

  • ...
  • *
  • İleti: 14
Ynt: Tepkisizlik
« Yanıtla #5 : 12 Ocak 2007, 14:05 »
Aslında bu sadece ülkemizi ilgilendiren bir sorun olmamakla beraber evrensel bir sorun teşkil ediyor..Ne yazık ki ülkemizde ve dünyamızda çıkarcı yaklaşımlar,sanal duygular ve alabildiğince pislikler mevcut..Ancak bizler mi ne yapmalıyız??Önce ne istediğimizi bilen bir  birey olmalı daha sonrada ona göre adım atmamız gerektiğini düşünüyorum..Dünya yüzeyinde iki çeşit insan vardır.
1.Hayatın kalıpsal tabularında sıkışmış ve öylece standart yaşamı benimseyen insan topluluğu.
2.Hayattaki yüzeysel sorunları ve tabuları bir kenara atmış ve öylece her şeye gülen, her şeyi sorun etmeyen ve içinde bulunduğu konum ne olursa olsun umut çıkartabilen insan topluluğu...
   Mesela gündemden düşmeyen bir sarkıcıyı düşünün...Gereksiz tartışmaların içinde devamlı birisinin kişisel çatışmasına idraklanıp bir sürü sorun yaşamakta..
  Yada İlhan İrem’i düşünelim.........
         Medyadan uzak bir yaşam sürmekte ve dilediğince hazzı kendi evreninde yaratmakta ve biz sevecenlere bunu en iyi şekilde ve en değerli duygularla yaşatmakta....Ve bizler bu kaptığımız bu ışıkla daha yaratıcı ve daha yayılımcı bir düşünceyi benimsemekteyiz....
          Mademki tek başımıza bu dünyayı kurtaramıyoruz o halde önce kendimizi arındırıp daha sonrada dünya ki yüzeysel sorunları gülerek ve bir işaret olarak benimseyerek ona göre hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum...
                                      Pir Sultan Abdal'ın şu sözünü hatırlayalım
 Cehennemde ateş yoktur,ancak insanlar kendi ateşini götürür..

[Mevlana olarak belirtilen kaynak Pir Sultan Abdal olarak değiştirilmiştir-Melek Tozları]

Çevrimdışı Atk

  • ..
  • *
  • İleti: 335
    • Bütünün bir parçası
Ynt: Tepkisizlik
« Yanıtla #6 : 12 Ocak 2007, 14:40 »
Küçük bir halka vardı bir zamanlar tek başınaydı. Bir kolye! verildi ona taşıması için. Önce sivri yerlerini düzeltmesi gerekiyordu. Bir törpü buldu ve düzelmeye koyuldu. Düzeltti de/Her geçen gün daha bir düzeltecekti... Bitmişmiydi işi? Hayır. Tek başına taşıyamazdı o kolyeyi. Yanına halkalar lazımdı. Aradı... Bulduğunu yanına taktı onların da törpüye ihtiyacı vardı. Hem kendini hem yanındakileri törpülemeye devam etti. Yanındakilerde yanındakileri. En sonunda zincir tamamlanmıştı. Artık o kolye takılabilirdi...

SEN YANMASAN
BEN YANMASAM
BİZ YANMASAK
NASIL ÇIKAR KARANLIKLAR AYDINLIĞA

NAZIM HİKMET RAN

Işık ve Sevgiyle
Üyenin isteği üzerine üyeliği durdurulmuştur.

Çevrimdışı Shalamar

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 705
Ynt: Tepkisizlik
« Yanıtla #7 : 12 Ocak 2007, 21:06 »
"Cehennemde ateş yoktur, her insan kendi ateşini bu dünyadan götürür." sözünün Pir Sultan Abdal'a ait olduğunu hatırlıyorum... Bu doğrultuda Sevgili esinti'nin mesajında küçük ama ileride başka insanlara hatalı kaynak olabilecek bir yanlışlık olmuş.


Çevrimdışı esinti

  • ...
  • *
  • İleti: 14
Ynt: Tepkisizlik
« Yanıtla #8 : 12 Ocak 2007, 21:14 »
Teşekkür ediyorum bu düzeltme için... Ve okuyan değerli dostlara özürlerimi iletiyorum, bu küçük yanlışlık için...

Çevrimdışı esinti

  • ...
  • *
  • İleti: 14
Ynt: Tepkisizlik
« Yanıtla #9 : 13 Ocak 2007, 14:18 »
Bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında tüm haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve tüm gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü. Tam bunları düşünürken çocuğu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu. Baba çocuğuna söz vermişti, o hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve çocuğuna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim dedi sonra düşündü;

"Oh be kurtuldum, en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez."

Aradan on dakika geçtikten sonra çocuk babasının yanına koşarak geldi ve

"Baba haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz" dedi. Babası önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de halen hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu.

Çocuk; "Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı" dedi...

İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN, DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ
 

 

usa online pharmacy