Gönderen Konu: Ya İlhan İREM'e hiçbir şey olmazsa!  (Okunma sayısı 6710 defa)

Çevrimdışı ramalas

  • ...
  • *
  • İleti: 85
Ya İlhan İREM'e hiçbir şey olmazsa!
« : 26 Kasım 2006, 02:51 »
Arkadaşlar İlhan İrem'e "bir şey olursa"ile ilgili değerli görüşlerinizi paylaştınız. Peki sayın İlhan İREM halen yaşıyorken;"hiçbir şey" olmamışken neler yapıyoruz düşünen var mı?

Çevrimdışı ramalas

  • ...
  • *
  • İleti: 85
Ynt: Ya İlhan İREM'e hiçbir şey olmazsa!
« Yanıtla #1 : 26 Kasım 2006, 04:17 »
ALINTIDIR
 İlhan İrem'in romantik bir sanatçı olduğu savını ilen süren ancak hiçbir incelemeci yaklaşım barındırmayan (daha çok magazin basında) değerlendirmelere rastlamışızdır. Bu yargılar, duygu ve duyuya önem veren her sanatçı için kolaylıkla öne sürülen, içi boş ve popüler kültürün piyasa olanaklarından yararlanmak isteyen birtakım çevrelerin en vulgarize değerlendirmeleridir. Gerçekten belli bir romantik eğilim gösteren bir sanatçının önünde duygusallık ve romantisizm arasındaki insani hesaplaşmayı vermesi gerektiğini ya bilmezler ya da gözardı ederler.

 Bu saptamayı yaptıktan sonra sıra İlhan İrem'in sözel yönelişindeki eğilimleri ortaya çıkarmaya geliyor: Evet, İlhan İrem ilk şarkılarının sözlerinden bu yana en büyük değeri duygu ve duyu'ya vermiştir. Yer yer bazı şarkı sözlerinde bu duygu ve duyum özelliği düş'e inebilmiş; coşkuyu ortaya çıkarabilmiştir. Bu noktadan İvmeyle duygusallıktan romantisizme sıçrama başlamıştır. Toplumsal yalnızlığı yaşayarak kaçış'a, doğa sevgisine yönelmiş; zamansal yabancılaşmayı yaşayarak oldukça muğlak ve soyut bir sonsuzluk özlemine kapılmıştır. Onda, ilk bakışta gözlemlenmesi zor "kendini özdeş görmediği dünyada yaşadığı iç tedirginliği, yeni bir toplumsal birlik özlemi doğuran güvensizlik ve aynı düşmüşlük eğilimi" gördüğümü sanıyorum. Romantik tepkiselciliğin geleneği içinde doğaya yönelmiş, ancak bu yönelişte o büyük geleneğin bu alanda görülmüş düşünsel faaliyetini kavrayamadığından çok yüzeyde kalmaya mahkûm olmuştur.
     İlhan İrem'in bu saf gönülce dizelerinde, çağdaş yaşamın, makinalaşma ve kentleşme olguları karşısında, bireyin topluluk içinde uyumlu yaşamını özleyen adeta ünanimist bir tavır sezilir. Topluluk esastır, varolacaktır, ancak topluluk bilinci dinsel ve toplumsal sistemden gelen katı kurallara göre değil, birarada yaşamanın yaratacağı ortak kanılar ve duygular güçlü kılınarak oluşacaktır. O, kişiliğinin oluşum dönemindeki pek çok genç gibi, dünyayla kurmak zorunda kaldığı ilişkinin ilk ve oldukça acemi dizelerde (ki bunlara dize bile demek mümkün değildir henüz) topluluk bilincini, gençlik saflığında saklı bir sezgiyle keşfetmeye koyulmuş; sonraları bu bilince göre bireyin varoluşunu, yaşamı belli belirsiz yönlendiren kimi tinsel gerçeklikleri betimlemeye çalışarak idealist yetkinliğini arttırmaya çalışmıştır. Duygu, düşünce, özlem ve gerçekliğe içkin elde edebildiği verilerle, idealist bir biçimde önerdiği 'aynı görüş ve duyuş'u bireycilik ve toplumculuk eksenleri arasında gidip gelen bir gölge kalemiyle karalamıştır. Tepkisel bir biçimde ortaya çıkan bu ünaminist tavır hiçbir zaman bütünlüklü bir estetik yönelişe dönüşmemiş 'topluluk ruhu' kavramı bir türlü perçinlenememiştir.
     İlhan İrem'in doğup büyüdüğünü ve kişiliğini etkileyen en önemli çevreyi oluşturan Bursa, 'yeşil bir kent'tir. Klasik ve çağdaş yazınımız içinde pek çok kereler karşımıza çıkan bu kent, doğaya yakınlığı, kültürel ve tarihsel özellikleriyle pek çok edebiyatçının imgelemine sıcak gelse de, bir kenttir sonunda... İç yapısı giderek karmaşıklaşacak, içinde yaşayanlara, hatta onunla özdeşleşenlere dahi yabancılaşmayı tattıracak; İlhan İrem'de görülen 'yeşilliğin içinde yabancılaşma'ya neden olacaktır. Bireyle içinde yaşadığı kent arasında, onu kente bağlayan çeşitli ilişkiler ve zorunlukların da ötesinde, kimi tinsel ilişkilerin varlığı kabul etmemiz gereken bir olgudur. İlhan İrem'in bu olguyu edilgen bir ilişki olmaktan çıkarıp, alegorik dönüştürücülük, ve Jules Romains'in sözünü ettiği "ruhsal süreklilik" adına ne ölçüde dönüştürücü kılabildiğini araştırmak yazımızın önemli sorunsallarından biri olacaktır.
     İlhan İrem'de (uzun bir dönem) müzikalite, sözlerle iletilmek istenen insancıl betimlemeleri, önceleri hiçbir simge ve anıştırmaya başvurmadan gündelik bir anlatımla dışa vurulan topluluk ruhunu, çok uzak bir yerden de olsa çağırmaya çalışan bir tavrı belirsizleştirecek harmonik ve ritimsel özellikler göstermez. Ama bu, müzikalitenin sözel özellikten sonra gelmesi de demek olmamıştır hiçbir zaman. Günlük yaşamın en yalın gerçeklerine öykünen ozan tavrı uzunca bir dönem sürer gider. Onun, toplulukların birey üzerindeki baskısını; toplumun, kurumların birey üzerindeki baskısını hoş görmeyen tutumu belirmeye başlayınca da, (ayırdına hemen varsın ya da varmasın) şairin toplum yaşamındaki ayrıcalığı sorunsalıyla karşı karşıya kaldığı söylenebilir.
     İlhan İrem'in şarkılardaki sözel yapının omurgasını tutkular düşler özlemler çizgisi oluşturur. Ancak hemen eklememiz gerekirse; bu çizgi üzerinde ortaya konulmaya çalışılan bir sözel üretim sanatsal olanı içermez. Özellikle Türk Pop Müziği'nde bu çizgi üzerinde had safhaya varan bir sentetikleşmenin yaşandığını bilmekteyiz. İlhan İrem için aynı anlamda bir yargı sanırım ağır olur. Onu bu ruhsuz oluşumdan ayrı değerlendirmemizi gerektirecek birkaç önemli nedeni var. Daha önce sanatçının gelişimini kendi olma çabası içinde sürdürdüğünü belirtmiştik. Bu çabanın sanatsal olana ulaşması için, kişiye özgü gizli yankı, gerçeklik ve yanılsamayı doğuran ince anlamın bellik ve imgelem arasında birtakım özgül işlemlerden geçmesi gerekir. İlhan İrem'in giderek böyle bir sürece uyum gösterdiğini söyleyebiliriz.
İyileşmez Hüzün'den Mistik Huzura Doğru - Adnan ÖZER
http://www.iirem.com/kitaplar/iy01.html








Çevrimdışı Ozlem Yilmaz

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 43
Ynt: Ya İlhan İREM'e hiçbir şey olmazsa!
« Yanıtla #2 : 26 Kasım 2006, 13:17 »
Alıntıladığınız Adnan Özer'e ait değerlendirmede dikkat çekici bazı unsurlar var...
(Eğik yazılmış metinler bana aittir)


“.........
     İlhan İrem, bilindiği gibi, ilk çıkışından bu yana müzik uğraşını kendi olma çabasıyla örtüştürmeye çalışan bir sanatçı. Bestelerinin ne derece ballad özelliği gösterdiğini bilemeyeceğim, ama Türk Pop Müziği içinde ozansılık çabasını sürdüren ender kişiliklerden biri. Onun şarkılarında, müziğin uyumlu kılma özelliği ve kaynaştırıcılığının etkilerinden ayrı okunduğunda, çok önemli retorik sorunları, betimleme zayıflıkları vb. olmasına karşın, 'saf gönül' bir ozan çabası görülür.

Ne kadar tutkundur insanoğlu kategorize etmeye; kendi yarattığı kalıplara göre değerlendirmeye ve yargılamaya... Edebiyatın dayatmacı, dışlayan sınırlarına takılmış ve bu yolda kendi tutsaklığını yaratmış gözler... “Retorik sorun” neye göre bir “sorun”? Bilimde yasalar vardır; sanatta değil... Ama bilimdeki yasaları bile saplantıları mantıklarına üstün gelen insanoğlunun, Galilei’yi engizisyon mahkemelerinde süründürerek hiçe saydığını düşünürsek...


“...............
10 adet kırkbeşlik ve 5 adet uzunçalarında -sadece 3 şarkı dışında- tüm şarkı sözlerini kendisinin yazdığını düşünürsek; İlhan İrem'in incelenmeye değer bir sözel iletişim sorunu olduğunu sanırım yadsıyamayız.”

Edebiyat ile uğraşan insanların üretimlerinin “sorun” olarak nitelendirilmesi... İyi ki Asaf, LeGuin, vb “sorun”lu insanlar var...


“...............
     Hazır, romantisizm ile bağlar kurmaya girişmişken konuyu derinleştirelim. Romantisizm akımı içinde devinen sanatçılarda ve dönemin sanatsal ürünlerinde görülen üç önemli özelliğe işaret etmek istiyorum. Bunlardan birincisi 'toplumsal yalnızlık': Sanatsal esin ve coşkuya alabildiğince açık ve insan sorunsalını bu yöneliş içinde dile getirmeye çalışan romantik dönemin sanatçısı, endüstrinin insani özellikleri birer birer tahrip ederek gelişmesi, bankacılık ve diğer tecim faaliyetlerinin alıp yürümesi sonucu aykırı bir toplumsal konuma sürüklenmiştir. Pierre Barberis'in de çok anlamlı bir şekilde vurguladığı gibi, "Fransız Devrimi evrensel özgürlüğün edğil, paranın devrimi" olmuştur. “

“Paranın devrimi” insanoğlunun insancıl olmayan yanının eseri; Fransız Devrimi’ni, kitlelerin sınıflara isyanının gücünü günah keçisi yapmanın “çok anlamlı” anlamsızlığı...


“.................
Onda, ilk bakışta gözlemlenmesi zor "kendini özdeş görmediği dünyada yaşadığı iç tedirginliği, yeni bir toplumsal birlik özlemi doğuran güvensizlik ve aynı düşmüşlük eğilimi" gördüğümü sanıyorum. Romantik tepkiselciliğin geleneği içinde doğaya yönelmiş, ancak bu yönelişte o büyük geleneğin bu alanda görülmüş düşünsel faaliyetini kavrayamadığından çok yüzeyde kalmaya mahkûm olmuştur.”

Bir insanın doğaya yönelişinin hiçbir akımla, gelenekle, hiçbir gruba dahil olmak ve paye kaygısı duymakla ilgisi olmayabileceğini düşünemeyecek kadar “yüzeyde kalmaya mahkum olmuş”  bir kalem...


“.............
topluluk bilincini, gençlik saflığında saklı bir sezgiyle keşfetmeye koyulmuş; sonraları bu bilince göre bireyin varoluşunu, yaşamı belli belirsiz yönlendiren kimi tinsel gerçeklikleri betimlemeye çalışarak idealist yetkinliğini arttırmaya çalışmıştır. Duygu, düşünce, özlem ve gerçekliğe içkin elde edebildiği verilerle, idealist bir biçimde önerdiği 'aynı görüş ve duyuş'u bireycilik ve toplumculuk eksenleri arasında gidip gelen bir gölge kalemiyle karalamıştır. Tepkisel bir biçimde ortaya çıkan bu ünaminist tavır hiçbir zaman bütünlüklü bir estetik yönelişe dönüşmemiş 'topluluk ruhu' kavramı bir türlü perçinlenememiştir.

“Estetik” kelimesinin tanımını da unutmamalı; estetiğini göremediğimiz metinler için “estetik değil” yargısına varılmalı ki egomuza olan bağlılığımızı ispatlayalım...
Çok yolumuz var... Önce toplumun temelinin “bireylerden” oluştuğunu anlamalı...



”...............
     İlhan İrem'in şarkılardaki sözel yapının omurgasını tutkular düşler özlemler çizgisi oluşturur. Ancak hemen eklememiz gerekirse; bu çizgi üzerinde ortaya konulmaya çalışılan bir sözel üretim sanatsal olanı içermez.

Özellikle Türk Pop Müziği'nde bu çizgi üzerinde had safhaya varan bir sentetikleşmenin yaşandığını bilmekteyiz. İlhan İrem için aynı anlamda bir yargı sanırım ağır olur. Onu bu ruhsuz oluşumdan ayrı değerlendirmemizi gerektirecek birkaç önemli nedeni var. Daha önce sanatçının gelişimini kendi olma çabası içinde sürdürdüğünü belirtmiştik.

Bu çabanın sanatsal olana ulaşması için, kişiye özgü gizli yankı, gerçeklik ve yanılsamayı doğuran ince anlamın bellik ve imgelem arasında birtakım özgül işlemlerden geçmesi gerekir. “
Uzağa değil, usta
Öteye hep öteye gitti;
Yalnızlığı ondandır.
                        Asaf

Çevrimdışı refref

  • DMT
  • *
  • İleti: 277
Ynt: Ya İlhan İREM'e hiçbir şey olmazsa!
« Yanıtla #3 : 27 Kasım 2006, 12:49 »
Arkadaşlar İlhan İrem'e "birşey olursa"ile ilgili değerli görüşlerinizi paylaştınız.Peki sayın İlhan İREM halen yaşıyorken ;"hiçbirşey" olmamışken neler yapıyoruz düşünen var mı?


Sevgili ramalas;
Sadece düşünmüyoruz, yapıyoruz ve uyguluyoruz. Ayrıca olumsuz bir düşüncenin (Ya İlhan İrem'e bir şey olursa)negatife edilmis hali (Ya İlhan İREM'e hiçbir şey olmazsa!) olumlu bir hal almaktadır ve böyle bir varsayım üzerine konuşmak çok fazla şey ifade etmez sanırsam. Zaten O hayatta olsa da olmasa da biz O'nun için sürekli bir şeyler yapmaya gayret ediyoruz ve buna devam edecegiz ve Üstat da yaşadığı sürece üretimlerini devam ettirecek biz sevecenler icin... Ayrıca bir insanın ne kadar çok yasadığı değil nasıl yaşadığı önemlidir bence. O gerçekten de istediği ve hakettiği gibi yaşıyor. Bu gezegendeki ziyareti sona erdiğinde eserleri ve geride kalanlar Üstadı yasatacaktır! Sonsuza değin......
Son kapının ardında, gül kokulu çeyiz sandığının başında buluşalım.
Bakalım tanıyabilecekmisin beni. Düşünemeyeceğin bir haldeyim.
Krizalit kristalin.

Çevrimdışı Atk

  • ..
  • *
  • İleti: 335
    • Bütünün bir parçası
Ynt: Ya İlhan İREM'e hiçbir şey olmazsa!
« Yanıtla #4 : 27 Kasım 2006, 16:08 »
Öncelikle konu başlığı dikkatimi çekti "İlhan İrem'e hiçbir şey olmazsa"... İlhan İrem'e hiçbir şey olmazsa İlhan İrem hiçtir... Bu sadece İrem için değil senin, benim, bizim için de geçerlidir. Talihsiz bir açılım olarak değerlendirmekteyim...

"İlhan İrem'in bu saf gönülce dizelerinde, çağdaş yaşamın, makinalaşma ve kentleşme olguları karşısında, bireyin topluluk içinde uyumlu yaşamını özleyen adeta ünanimist bir tavır sezilir. Topluluk esastır, varolacaktır, ancak topluluk bilinci dinsel ve toplumsal sistemden gelen katı kurallara göre değil, birarada yaşamanın yaratacağı ortak kanılar ve duygular güçlü kılınarak oluşacaktır."

"Tepkisel bir biçimde ortaya çıkan bu ünaminist tavır hiçbir zaman bütünlüklü bir estetik yönelişe dönüşmemiş 'topluluk ruhu' kavramı bir türlü perçinlenememiştir"

Yaşam ile yazım arasındaki ince çizgiyi kavramak lazım diye düşünmekteyim ve tabi ki sanatın yapıldığı dönem ve bu dönem içindeki yaşanmışlıklar...Asaf kabuğuna çekilmeseydi Asaf olurmuydu acaba? "Yalnızlık paylaşılsaydı yalnızlık olurmuydu?" Üretimin en güzel olduğu yer sanatçının mabedidir. Birarada yaşamak yaşamın yaratacağı ortak kanılar ve duygular güçlü kılınarak olunacaktır denilmiş. Sanatçıdan bahsettiğimizin farkına varmak gerekli. Sanatçı yapıtları ile bir arada yaşayan kişidir. Ali Veli Maria'da birarada yaşamanın sonsuzluk boyutlarını bulabiliriz... Tabi insanlık artık birarada yaşamayı sanatçının!! kokteyllere katılması olarak algıladığı için anlatımlar da başkalaşıyor.

Işık ve Sevgiyle...
Üyenin isteği üzerine üyeliği durdurulmuştur.

Çevrimdışı ramalas

  • ...
  • *
  • İleti: 85
Ynt: Ya İlhan İREM'e hiçbir şey olmazsa!
« Yanıtla #5 : 04 Aralık 2006, 19:53 »
Arkadaşlar İlhan İrem'e "birşey olursa"ile ilgili değerli görüşlerinizi paylaştınız.Peki sayın İlhan İREM halen yaşıyorken ;"hiçbirşey" olmamışken neler yapıyoruz düşünen var mı?

Öncelikle konu başlığına dikkat edip, düşüncelerini aktaran arkadaşalara teşekkür ediyorum. Bu başlığı açarken "Ya İlhan İrem'e bir şey olursa" başlığına gösterilen ilgiden yola çıkarak, sayın İlhan İrem halen yaşıyorken neler yapıyoruz sorusunu önce kendi zihnimde yanıtlamaya çalışırken, sizlerinde katkılarını almak istedim.
Forum platformlarına iştirak edip yazı yazan ya da sadece okuyan bizlerin, ruh hallerine göre çok değişkenlik gösteren algılayış ve anlayışlarımız oluşuyor.
Benim kanaatim; çoğunlukla ne yazan anlatmak istediğini tam olarak anlatabiliyor ne de okuyan tam olarak anlayabiliyor. Yazı ile iletişim kurmanın herhalde en sık karşılaştığımız zorluklarından birisi bu.
Sorumu tekrar düşünüyorum. Fonda "Bir şeyin bitişi" çalıyor...
Sayın İlhan İrem ışık yolculuğunun dünya ziyareti aşamasındayken, O'nun varlığından haberdar olup eserlerine değer veren, düşüncelerini  düşünceleriyle benzeştiren, ışık yolcuları bu günlerde nelerle meşgul oluyoruz?neler yapıyoruz?   
YOLUN GELECEĞİNİ ÇİZDİ! GEÇMİŞİ GİBİ

Çevrimdışı Shalamar

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 705
Yürüyoruz... Uzun ince...
« Yanıtla #6 : 04 Aralık 2006, 21:13 »
Yazarken, hatta konuşurken yanlış anlaşılmalar yaşamak çok doğal. Bu noktada olabildiğince hoşgörü gerek... Kasıtlı olarak farklı algılama yaşamadıktan sonra... Tersine Akıttın Nehirleri başlığında yazdığım geldi birden aklıma ramalas'ın son yazdığını okuyunca...

Bugünlerde nelerle meşgul oluyoruz?

Aslında ilk nefesimizden son nefesimize kadar kendimizle meşgulüz galiba. Yaptığımız her şey ama her şey kendimiz için. Varsayalım ki bu dünyanın güzelleşmesine adasak da yaşamımızı, yine kendimiz için... Aksi şekilde davrandığımızda rahat uyuyamayacağımız için...

Neyse, nelerle meşgulüze geleyim; başımı yastığıma koyduğumda, huzurlu olacağım şeyler... Ancak bu değil ki "yemek, içmek, sevgi, seks..."

Yürüyoruz... Uzun ince...
Işık ve Sevgiyle...

Çevrimdışı ramalas

  • ...
  • *
  • İleti: 85
Ynt: Ya İlhan İREM'e hiçbirşey olmazsa!
« Yanıtla #7 : 04 Aralık 2006, 21:40 »
Sevgili Ufuk
kasıtlı olarak farklı algılama, nelerle meşgul oduğumuzla şekilleniyor.
Fikir ile Zikir'in sonsuza dek sürecek birlikteliği...
Uzun ince yürüyüşümüzde , sanal da olsa birlikteliklerimizle ısınan , donuk yolculukların "kasıt" engellerini de aşacağından hiç şüphem olmadı.
"ve seviyorsan beni birazda bildiğinden seni istediğimi"
Gerisini bulmak temennisiyle...
Ateş böcekleri, ressam ile deliye karşı hala yaşıyor.

 

Benzer konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
8 Yanıt
15259 Gösterim
Son İleti 02 Aralık 2008, 04:22
Gönderen: disciple_of
9 Yanıt
29009 Gösterim
Son İleti 10 Nisan 2010, 15:43
Gönderen: MT1
50 Yanıt
29313 Gösterim
Son İleti 25 Eylül 2007, 16:20
Gönderen: NURTOPU
18 Yanıt
16844 Gösterim
Son İleti 13 Ocak 2009, 14:16
Gönderen: soyut durus
18 Yanıt
55254 Gösterim
Son İleti 10 Haziran 2007, 14:08
Gönderen: MT1
0 Yanıt
4888 Gösterim
Son İleti 10 Haziran 2007, 00:29
Gönderen: B.I.R
0 Yanıt
30479 Gösterim
Son İleti 30 Ocak 2012, 20:02
Gönderen: refref

usa online pharmacy