Gönderen Konu: Hayatın Üçüncü Gözü  (Okunma sayısı 4947 defa)

Çevrimdışı ISIK YOLCUSU

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 232
    • Işık ve Sevgiyle
Hayatın Üçüncü Gözü
« : 21 Ekim 2006, 20:25 »
''Sevgili Osho,

Geçen gün üçüncü gözden Sizinle ve varoluşla bağlantıya geçmeyisağlayan bir kapı olarak söz ediyordunuz.Kendimi ne zaman,açık,akışkan ve sizinle,diğer insanlarla ve kendi doğamla bağlantıda hissetsem bunu yüreğimde bir sessizlik ve genişleme,bağzende ışık yayılımı olarak hissediyorum.Sevgili Osho, bu sizin söz ettiğiniz gibi bir deneyim mi yoksa üçüncü gözden bağlantı kurmakla,yürekten bağlantı kurmak arasında bir fark var mı veya bunlar farklı aşamalar mı ?

  
   Vedant Armond,senin yaşadığın da kendi içinde değerli bir deneyim ama üçüncü göz deneyimi gibi değil.Üçüncü göz deneyimi senin yaşadığının biraz daha üstünde bir deneyim.Doğuda mistikler bilincin evrimini yeni merkeze göre sınıflandırır.Senin deneyimin dördüncü merkezin yani yüreğe ait.O yedi merkezin tam ortasında olduğu için en önemli merkezlerden biridir.Onun üstünde de,altında da üçer tane merkez yer alır.Bu yüzden aşk son derece dengeleyici bir deneyimdir.

  Senin tarifin şöyle,''Kendimi ne zaman,açık,akışkan ve sizinle,diğer insanlarla ve kendi doğamla bağlantıda hissetsem bunu yüreğimde bir sessizlik ve genişleme,bağzende ışık yayılımı olarak hissediyorum.Bu sizin söz ettiğiniz gibi bir deneyim mi?''

  Ben yüreğin üzerinde yer alan üçüncü gözden söz ediyordum.Yüreğin üzerinde üç tane merkez yer alır.Bunlardan biri boğazındadır ve yaratıcılığın merkezidir,diğeri iki kaşının arasındadır,tam ortadadır ve ona üçüncü göz denir.Tıpkı dış dünyayı tanımak için iki göze sahip olduğun gibi...Üçüncü göz yalnızca bir metafordur ve kendini bilme,kendini görme deneyimini temsil eder.

  Son merkez sahastrara yedincidir ve başının üzerinde yer alır.Bilinç yukarı doğru çıktıkça önce kendini sonra da tüm evreni bilirsin;bütünü ve onun bir parçası olarakta kendini bilirsin.
 
 Eski dilde yedinciye ''tanrıyı bilme'',altıncıya ''kendini bilme'',beşinciye,''yaratıcı olma ''dördüncüyede ''sevgi dolu,paylaşımcı olma ve diğerlerini bilme'' deniyordu.Dördüncüye vardığında yolculuğun kesinleşmiştir; yedinciye ulaşacağın garantidir.Dördüncüden önce yoldan çıkma olasılığın mevcuttur.

  Birinci merkez cinsellik merkezidir ve yaşamı sürebilmesi yani üreme içindir.Hemen üzerinde,cinsel enerji yukarıya çıkarılabilir ve bu harika bir deneyimdir çünkü kişi ilk kendi kendine yettiğini hisseder.

  Cinsellikte her zaman diğer bir kişiye ihtiyaç vardır.İkinci merkez doyumun merkezidir;sen kendi kendine yetersin.Üçüncü merkezde araştırmaya başlarsın -sen kimsin ?Bu kendi kendine yeten varlık kimdir ? Tüm bu merkezler önemlidir...

  Kim olduğunu bulduğun anda dördüncü merkez açılır ve aşkın kendisi olduğunu görürsün.
  
  Dördüncüye varmadan önce yolculuk başlamıştır ama onu tamamlayamama olasılığın da vardır.Yoldan çıkabilirsin örneğin kendini tatmin içinde,kendi kendine yeter halde bulduğunda orada kalabilirsin,daha fazla birşey yapmaya gerek duymazsın.''ben kimim ?'' sorusunu bile sormaya bilirsin.Bu yeterlilik öyle çoktur ki tüm sorular yok olur.

  Böyle anlarda hedefe varmadan ortada bir yerde takılıp kalmaman için bir ustaya ihtiyaç vardır.Ve bunlar güzel noktalardır...Tatmin içindeyken niye daha ileri gitmeye ne gerek var ? Ama usta sana söylenip durmaya devam eder senin kendini bilmeni ister;tatmin içinde olabilirsin ama en azından kendini bilebilirsin.Kendini bildiğin anda yeni bir kapı açılır çünkü yaşamın,aşkın ve sevincin farkına varırsın.Orada kalabilirsin ;öyle zengin bir yerdir ki daha ileriye gitmeye gerek yoktur.Ama usta seni dürtmeye devam eder,''daha ileri git! Aşkın en saf enerjisini bulana dek varoluşun ihtişamını göremezsin.''
  
  Dördüncüden sonra artık yoldan çıkamazsın.Varoluşun ihtişamınu bir kez gördükten sonra yaratıcılık kendiliğinden yükselmeye başlar.Güzelliği tatmış olduğun için sende güzellik yaratmak istersin.Yaratıcı olmak istersin.Yaratıcılık için müthiş bir özlem belirir.Ne zaman aşkı hissetsen hep onun bir gölgesi olarak yaratıcılığı da hissedersin yaratıcı bir insan artık yalnızca dışarıya bakarak yaşayamaz.Dışarda bir çok güzellik vardır...Ama o ,dışarda sonsuz bir gökyüzü olduğu gibi içerde de onu dengeleyebilecek bir sonsuzluğun olduğunu farkeder.

  Etrafta bir usta varsa ne güzel;yoksa da bu deneyimler seni ileriye götürecektir.

  Üçüncü gözün bir kez açıldığında kendini ve bilincini tüm genişliği ile gördüğünde tanrının tapınağına çok yaklaştın demektir;merdivenlerde durmaktasındır.Kapıyı görürsün ve tapınağın içine girip içinde ne olduğunu görme isteğine karşı koyamaz.Orda evrensel bilinci aydınlanmayı nihai bağımsızlığı bulursun.Orada sonsuzluğu bulursun.

  İşte bunlar yedi merkezlerdir;arayanın birinden diğerine sistematik bir şekilde geçebilmesi için keyfi şekilde yapılmış ayrımlardır.Aksi halde,kişi kendi başına uğraştığında bu işin içinden çıkmamak olasılığı çok fazladır.Özellikle dördüncü merkezin altında,hatta bazende üzerinde tehlike olduğu söz konusudur.

  Bir çok şair beşinci merkezde,yetenek merkezinde yaşayıp daha ileri gitmemişlerdir.Büyük yapıtlara imza atmış bir çok ressam,danscı,şarkıcı asla üçüncü göze kadar çıkmamışlardır.Üçüncü gözde kalmış olan mistiklerde vardır.Kendi içsel güzelliklerini görüp öylesine tatmin olmuşlardır ki vardıklarını sanmışlardır.Seni bekleyen daha başka bir şeyler olduğunu söyleyecek birine ihtiyaç vardır;yoksa kendi cehaletinle bulacağın yol önceden kestirilebilir değildir.''
                                                                                Altın Gelecek sf:114
                                                                                                        OSHO
                                                                                                                                                                                                                                  
Bu yazıyı okuduğum da aklıma ilk İlhan İrem'in ''HAYATIN ÜÇÜNCÜ GÖZÜ'' adlı parçası geldi ve :

''Asla pes etme!Sarıl hayata.
Sımsıkı sarıl yalnızlığına
Tek gerçek olan sensin, yedikat göklerdesin
İnandığın ötelere ötelere! ''

 mısraları aklıma gelen diğer çağrışımlardır.Bu yazının da sizleri farklı uzaklıklara götüreceği inancındayım.Ve bu parça hakkında görüşelerinizi,paylaşımlarınızı sabırsızlıkla ve aşk'la bekliyorum...

Işık ve Sevgi düşüncesini bize gösterdiği ve her daim bana,bize ustalık yaptığı için önünde saygı ile eğiliyorum...

                     IŞIK YOLCUSU
                        Sefa_kyl
                       Sefa Köylü



 
Ben karanlıklarda aykırı ışıklarımla
                                            dönüyorum

Gecenin yırtılmış elbisesinden dökülen avuçlarıma
                                                       savruluyor
Azade çığlıklarla...

Çevrimdışı adonai

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 25
Ynt: Hayatın Üçüncü Gözü
« Yanıtla #1 : 21 Ekim 2006, 23:51 »
İnsanın ruhsal gelişimini inceleyip kategoriye ayıran birçok yaklaşım var.Hepsininde ortak hedefi, insanın ruhsal olarak yükselmesini sağlayıp kendiyle barışık, evrenle barışık bir hale getirmek.İşte bu noktada ister istemez zihnimde bir soru beliriyor.Acaba yaratılan her insan, bu ruhsal yükselişi yapabilecek donanıma sahip mi?Ruhsal varlığını hissederek yaşamı sürdürmek için, insanın içindeki donanımlar neler olabilir? Bunları kullanmak yada kullanmamak bir tercihmidir?vs.
Spritüel kelimesiyle anlatılan bir sürü yaklaşım, insanlara bu konuları anlatma,öğretme ve uygulama amacıyla ,günümüz maddesel dünya yaşantısında, stress denilen, insanın en önemli sorununa çare olarak  oldukça rağbet görmekte.
Şimdi asıl zihnimi meşgul eden soru:Sayın İlhan İrem'in  kendini keşfediş serüveni sonucu ortaya koyduğu anlatımlar,  spritüel bir yöntem olarak değerlendirilip insanlara sunulabilir mi?
Benim yanıtım; yıllardır bana kattıklarına baktığımda kesinlikle evet.Bir gün gelecek <<sayın İREM,Seni Seviyorum  Albümünüzü dinlerken bedenim kendiliğinden müziğin ritmiyle harekete geçip zihnimde tanımlanması zor görüntülerle dans ediyormuşum gibi hissediyorum.Sizce ruhsal gelişimin bir göstergesi olarak değerlendirile bilir mi?>> sorusu tıpkı yaptığınız alıntı değerinde olacaktır.
Cevap ise çok daha değerli…Sayın İREM'in ruhsal yolculuk davetiyelerinden birisini paylaşmak isterim.

SİNÜS (SİN)

Beni buraya kim getirdi?..
Neden?..
Olabilemem
Neden geldiğimi bilmeden...
Olmuşum, gelmişim...
Bırakın,
Ne olduğumu anlayayım...
Geçip - gitmeden...

Kim?..
Ve neden savaştığını
Bilmeyenlerle
Savaşmak zorunda bırakıyor
Beni...
Neden?..
Bilmek istiyorum
Kim için savaştığımı..

Kabul, kendim için...
Ama ne için?..
Uff!.. Antlatması çok zor..

Çok büyük bir sistem...
Herkesi düşünen bir patron...
Ve kademe kademe
İşçiler... Bizler...
Üretiyoruz...

Üretiyoruz...
Yine Bizler için...
Ama niçin?..
Anlatması zor...
Gözlerini kapat...
Ya da yıldızlara bak...
Biraz kafanı yor...
Göreceksin..
Benim gibi
Çözemeyeceksin...
Ve çözülemeyenlere karşı
Çözüleceksin...
Bu, kendini bulmak için
Sorular sormanın
İlk kapısıdır...
Gireceksin.......
(Katastrof)İlhan İrem

Ve bir gün  el verecek ışıktan geçilecek

Çevrimdışı keops

  • ...
  • *
  • İleti: 99
Ynt: Hayatın Üçüncü Gözü
« Yanıtla #2 : 22 Ekim 2006, 00:29 »
Her Şey Şimdi Başlıyor..

Çevrimdışı hanci

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 16
Ynt: Hayatın Üçüncü Gözü
« Yanıtla #3 : 27 Ekim 2006, 16:20 »
Merhaba,

Hayatın üçüncü gözü içimizde, tıpki herşeyin içimizde olduğu gibi!.. (BENCE...)

Sevgi ve Saygılarımla

HANCI
Bile Bile Bilmezcesine Yürüyoruz Sonsuzluk Koridorlarında!... Ulaşmak İstediğimiz Ne? "Kendimiz Olmasın!..."

Çevrimdışı efsun_i

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 352
    • Kanat Sesleri
Ynt: Hayatın Üçüncü Gözü - Klip
« Yanıtla #4 : 18 Ekim 2007, 10:40 »
http://www.youtube.com/iremascope

Yürüyoruz ışığa sevgiyle...
Işık ve sevgiyle...

 

Benzer konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
3 Yanıt
4548 Gösterim
Son İleti 12 Ocak 2007, 13:43
Gönderen: refref
4 Yanıt
8501 Gösterim
Son İleti 05 Eylül 2007, 16:08
Gönderen: zaf
0 Yanıt
2666 Gösterim
Son İleti 09 Temmuz 2008, 23:48
Gönderen: disciple_of

usa online pharmacy