Gönderen Konu: Çağrı...  (Okunma sayısı 81408 defa)

Çevrimdışı ormanbaba

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 219
    • Katastrof
Çağrı...
« : 13 Nisan 2010, 17:50 »
Dünyevi hayatlarımız, Çin işkencesi gibi tuğlalarını ağır ağır örüyor etrafımıza.

Ağır ağır, aheste aheste...

Damardan uyuşturuyor...

Evlilik, çoluk çocuk, mesai, krediler, hastalıklar, borçlar, projeler...

Tanrının cezası, iç içe geçmiş bir sürü kör daire...

   Kapılınca bir kere,

       Dönüyorsun bin kere...

Peki ya ruhsal hayatımız?

Hissedişlerimiz?

Paylaşmak istediklerimiz?

Bunlar eriyip bitti mi?

Kör dairelerde döne döne kalbimizden mi fırladı?..
                                                 ...bir anahtarlığın cebimizden düşmesi gibi.

Duvarlar, biz görmeden ruhumuzun etrafına mı örülüyor?

Yoksa güzelliklerimizi kendi içimizde mi yaşamaya karar verdik, yaymadan?

Bilgi, yayılmadıkça sırtımızdaki ağır bir yük.

Belkide bu lanet yozluktan kendimizi izole etme hakkımızı kullanıyoruz.

Bunu anlıyorum.

Evet ama, İlhan İrem...

        "Üstadımız" dediğimiz insan...

Bizden çok daha önce gördüğü yozluğa karşı kendisini izole ederken,

bizi kendinden mahrum mu bıraktı ki,

biz, bizi birbirimizden mahrum bırakıyoruz.

En başta, bu mahrumiyet, gönülden "Üstadım!" dediğimiz insana haksızlık değil midir?

'Biz'den 'Ben'e geçiş sürecinde olduğumuzu düşünmek dahi istemiyorum!

Bu dünyevi zorlukların arasında, Melektozları'na ayıracağımız yarım saatimiz de mi kalmadı?

Mevlevi dervişleri dönerken, bir elleri havadadır, bir elleri yerdedir.

Hak'tan aldıklarını halk'a dağıtırlar.

Eğer öyle olması gerekmeseydi ayrı odalarda ayrı ayrı dönerlerdi, elleri ceplerinde...

Dönmemiz için illa ki İlhan İrem'in konser vermesi mi gerekiyor?
      Ya da albüm...

Kalmadı mı paylaşacağımız hiç bir şey?

İlhan İrem'in imzasının altında "İlhan İrem Forumları" olarak geçen Melektozları, bugün yozluğun pençesine düşmek üzere!

Birbirimizi tanıdığımız,

Kötü gün dostlukları kurduğumuz,

ve hatta, kozmik tesadüflerle ruh eşlerimizi bile bulduğumuz bu ortam,

karanlıklara teslim olmamalı!

Kapıdan kovsan bacadan giren cücelere, egosunu bir türlü tatmin edememiş 'ben'cillere oyuncak havuzu mu olacak burası?!

Öğretmenlerin öğretim yılında derse girmemek gibi bir lüksü var mı?

Aynı şekilde öğrencilerin de devamsızlık yapmak lüksü olmadığı gibi...

Işık ve sevgiyle...

Çevrimdışı crysalid

  • DMT
  • *
  • İleti: 218
    • Doğanın Melek Tozları
Ynt: Çağrı...
« Yanıtla #1 : 16 Nisan 2010, 00:13 »
...Ben Burdayım !
http://doganin.melektozlari.com

Sevginin sonsuz renkleri vardır

Çevrimdışı Sirius

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 154
Ynt: Çağrı...
« Yanıtla #2 : 16 Nisan 2010, 12:15 »
Sislerin ardından çağrılar ulaşabilir.
Sessizliğin sesi öyle bir kalabalık var ki!
gerektiğinde, Bir olur...




Dünya, çöl yaratıklarına çok uzak bir “günaydın” faslındayken,
Meydan boş sanrılarında nağra atan bilindik bukalemun rumuzlara;

       "Anlamasız fısıltılar duvar...
        Kozmosu doğuran aşka."

Çevrimdışı akzambak

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 171
Ynt: Çağrı...
« Yanıtla #3 : 19 Nisan 2010, 13:11 »
Kaynaktan/yuvadan ayrılanın, ayrıldıktan sonraki yolunda kaybettikleri, asırlardır...
Kaynağa/yuvaya dönüş yolunda bulabildikleri.. Eksik oluşun farkına varış sonralarında
aradıklarını buluş/bulamayış.. Asırlarca, asırlardır.

Dünya yaşamında tutsak soluklanmalar, beden hapishanesindeki ruhlar.. Toz duman bir gezegende, en karanlık anından sonra gecenin, şafak vakti yavaştan.. Uyanışlar Işık ve sevgiyle, gerçeğe.. Kah tek tek, kah beraberce.. Uyanış sonralarında aydınlık sabahlarda yaşanan heyecanlar, kucaklaşmalar, kavuşmalar. Kah tek tek, kah birlikte... Uyananın uykusu, derin uyku öncesi gibi hiç değildir artık..
Buluşmalar, Işık ve sevgiyle...

Çetin olan, üzen, yaralayan, düşündüren, merak olunan ise;
bunca hengame içinde yaşamaya çalışırken bir yandan ve bedensel/insansal/fiziksel gereklilikleri elbette yerine getirme uğraşıları içindeyken,
önceliklerin, sürekliliklerin sisi altında, neredeyse artık görünememesidir güzelliklerin..
sessizliğidir güzel yüreklerin, suskunluğudur derinlerin/derinliklerin.

Oysa ne demişti Üstad?
Önce yakın çevrenizdeki sisleri dağıtın, sonra vereceğim koordinatta buluşacağız..

SİS...
SİS... çok düşündürmüştü yıllar yıllar önce, dergi adı olarak verildiğinde.
...

USTA görendir,
USTA uzgörendir..

Yaşadım da yoruldum, bir ağır işçi gibi...

deme lüksümüz var mı diye düşününce,
buradayım işte...

Susmak,
Umutsuz kalmak,
Uzaktan bakmak,

Böylesi bir yolculukta,
   bizden fersah fersah uzak...

Karanlığın ışığa galebe çalmaması için,
Binlerce yıldır emek verildiği/emek verdiğimiz için,
Usta uyanıkken, çırağın uyuklamaya hakkı olmadığı için,

Üzülüyorum için için...

Sessizliğin sesi, güzel yürekliler
Neredesiniz?

Ses verin!
"Sesini değil, sözünü yükselt. Yaprakları yeşerten yağmurlardır, gökgürültüleri değil."

Çevrimdışı disciple_of

  • DMT
  • *
  • İleti: 187
Ynt: Çağrı...
« Yanıtla #4 : 19 Nisan 2010, 23:38 »
En güçlü kasırgalar, anlamlı susuşlarla beslenir, gelir !
Herkesin kalbi vardır zannedilmesin !


http://doganin.melektozlari.com

Çevrimdışı divane

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 115
Ynt: Çağrı...
« Yanıtla #5 : 20 Nisan 2010, 23:21 »

Zıtlıklar bütünü yaşam..

Doğum-ölüm; iyi-kötü; karanlık-ışık; sevgi-nefret..
Sesli-sessiz..

Hepsi biz..

Yalın hayatlarında soluklanan dut yemiş bülbüllere kızmayınız..

Sağı-solu yaratıklarla dolu meşakkatli bir yolun yolcuları, insanlığa dair ümitlerini yitirmişlerdir belki..

Bir meleğin düşlerinden kurdukları köprüler, olanca sessizliğiyle sonsuzlukta gülümser..

 



Çevrimdışı crysalid

  • DMT
  • *
  • İleti: 218
    • Doğanın Melek Tozları
Ynt: Çağrı...
« Yanıtla #6 : 27 Nisan 2010, 17:10 »
Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. Mevlana
http://doganin.melektozlari.com

Sevginin sonsuz renkleri vardır

 

usa online pharmacy