Gönderen Konu: RÖPORTAJ: “Işık ve sevgi çağı yaklaşıyor” (Ocak 2009) (Özel)  (Okunma sayısı 9600 defa)

Çevrimdışı efsun_i

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 352
    • Kanat Sesleri
“IŞIK VE SEVGİ ÇAĞI YAKLAŞIYOR”




Müzik dünyasındaki 35. yılınızı geride bıraktınız. Albümlerinizde ve eserlerinizde bir yandan hep kendi ruhunuzun derinliklerinde dolaştınız, bir yandan da siyasal gündemden hiç kopmadınız, olup bitene tepkinizi, şarkılarınızla, yazılarınızla gösterdiniz? Neler değişti sizde ve Türkiye’de ve dünyada bu 35 yıl içinde? Nasıl değerlendiriyorsunuz gidişatı?

Hava bozdu! Güzel insanlar evlerine kaçıştı… Sokaklar başkalarına kaldı.
Hissizliğin istilası, Ionesco’nun Gergedanlar’ını gölgede bıraktı.
Ekonomiler çöktü, doğa tükendi, Dünya bir hesaplaşma noktasına geldi.
Tarihin en büyük dönüşümü yaklaşıyor.
Böyle bir katastrof arifesinde, insanlığın durumu içler acısı! Türkiye ise tamamen kayıp.
ABD ve AB’nin uydusu olarak meçhul bir geleceğe sürükleniyor.
Ülkede şu an egemen olan hayat tarzı ve kafa yapısı, Büyük Ortadoğu Projesi’nin parçası.
“Ilımlı İslam” modeli, onyıllar öncesinden planlanmış bir oyun.
Savaşları haksız, politikaları yanlış, bütün sistemleri, kurguları ve öngörüleri çökmüş olan Amerika Birleşik Devletleri’nin, dünya ile birlikte  kendi sonunu da hazırlayabilecek global arsızlık senaryosu.
Sahnelenenlerin içerideki destekçileri faaliyetlerini arttırdılar.
Birileri “özürlü” imzalar toplarken, ötekiler şaibeli seçmen kütükleri ile son kalelere doğru yürüyor.
Yerkürenin ve bu coğrafyanın durumu böyle.
Yangının izleri bazen şarkılarıma yansıyor. Ama, gece ormanının sakinlerinden değilim.
Huzur yolculuğumun vardığı cenneti anlatıyorum. 
Şarkılarımın çekim alanında, gergedanlarla uzlaşmayan güzel insanlar var.
Anlamsızlıkların sonsuz bir derya içinde eridiği ışık ve aşk yolculukları yaşanıyor.
Koordinatları soyut olmayan İrembağı’na, düzeni reddeden bir anlık düşünce değişimi ile ulaşılabilir.
“Düşler ve Ötesi” albümünün kapağında yazdığı gibi; “Bütün geçmiş tek bir an için.”
Sayısız ihtimallerden biri özgürce seçilir… Diğer olasılıklar aynı anda gerçekleşir.
Açılan ve kapanan gözler, komşu bahçelerin birbirine karışmış baharlarıdır.
Şarkılarım dönüştürücü bir dokunuş taşıyor.
O devrimi yüreklerinde hisseden masum ruhlar sessizce çoğalıyor.


1989 yılında yazdığınız ve o dönem yasaklanan “Blues for Molla”yı yıllar sonra, şimdi yayınladınız.
Bu zamanlamanın özel bir sebebi var mı?

Dincilik, daha da kara katatonik bir şeye dönüştü.
Artık “Blues For Molla” çocuk şarkısı sayılır.


Siz her zaman kendiniz olarak var olmayı, değişen zamana, medyaya direnmeyi seçtiniz.
Bu, özellikle Türkiye gibi bir ülkede, bir müzisyenin ayakta kalması için çok zorlu bir yol değil mi?


“Değişen Zaman” geriye doğru uzaklaşan bir saatin kadranından bakanlar…
Kronik cinnet ve derin koma halindeler. Bırakın ilerlemeyi, bu şuursuzlukla durabilmeleri bile büyük başarı olur.
Birbirini kutsayan hissiz robotlara dönüşerek, hızla sıradanlaşıyorlar.
Algıları tükendiği için, büyük resimlere, farklı açılımlara, sıradışı kavramlara kapalılar.
Yüksek derinlikleri kendi boyutlarına indirgeyip rahatlamaya çalışırlar.
Diğer “dış” etkenlerin yanısıra, “Mustafa” filminin bilinçaltındaki öz budur…
Vasatların egemenleştiği toplumlarda “Gibi Olma Sendromu” baştacı edilir.
Arz ve talebin gözleri karşılıklı olarak kapandıkça, nitelik kavramı buharlaşır.
Sevginin, yaratmanın, üretmenin yerini şirretlik, sinsilik ve hırsızlık alır.
Sonsuz zekanın parçası olan yürek büyüsünü, başka boyutları anlatıyorum.
Bu tükeniş çağından ötelerde “aşk” oldum.


12 Eylül sonrası gördüğünüz manzarayla inzivaya çekildiniz ama sanatsal üretimi hiç bırakmadınız. Özellikle son yıllarda yeni albümlerle, kitaplarınızla ve 2006’dan beri verdiğiniz konserlerle daha çok göz önündesiniz. Bunun sebebi olan bitene tepkinizi, sessizce değil de sesinizi daha çok duyurarak gösterme ihtiyacı mıydı?

35 yıl boyunca izleyicilerimle hiç ayrılmadık. Şarkılar aleminde ruhsal haberleşmeler kesintisiz sürüyor.
Seneler sonra fizik olarak da buluşmak tarifsiz bir duygu.
Pek çok yöreden yoğun çağrılar alıyorum. Konserler sürecek.


Bir röportajınızda “Ortalık bu kadar seviyesizleşmişken, kendi cumhuriyetimi kurdum” diyorsunuz? İrem Cumhuriyeti nasıl bir devlet? İrem Toplumu’nun nasıl bir karakteri var?

Bu ölümcül çağa karşı, “böyle de olabilir” mantrasıyla büyüyen, “Işık ve Sevgi” çağı.


Yakında yeni bir albümle izleyenlerinizi sevindirecek misiniz?

Gece yolculukları sürdükçe yeni albümler yayınlanacak.
İki yıldır yazdığım yeni albümün çalışmaları biraz daha zaman alacak.
Öncesinde, çocuklara özel bir albüm var.
Adı “Tozpembe” olan albümün alt başlığı; “Progressive Çocuk Şarkıları”
Yayın tarihi 26 Aralık.

Işık ve sevgiyle…

 



“Işık ve sevgi çağı yaklaşıyor” (Ocak 2009) (Özel)



………



•   Bu röportaj, Aralık 2008’de Travel Zone Gazetesi için Nalan Yenigün tarafından yapılmıştır.
Travel Zone; “İlhan İrem’in yanıtlarının uzun ve karmaşık olduğunu” belirterek,
“kısaltma anlamında bir edit çalışması” için sanatçıdan izin istemiştir.
“Yanıtların aynen yayınlanması” koşuluyla, gerçekleştirilen röportaja,
İlhan İrem tarfından kısaltma izni verilmemiş ve yayın iptal edilmiştir.
Travel Zone, Garanti Bankasının, Atatürk Havalimanı İç ve Dış hatlar
“Garanti VIP Lounge Zone” yolcularına özel seyahat gazetesidir.
Yukarıda röportajın tam metni yer almaktadır.
(iba) İrembağı / Arşiv
Işık ve sevgiyle...

Çevrimdışı Shalamar

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 705
"VIP"lerin okuyacağı bir gazetede, bu cevapları "karmaşık" olduğu bahanesiyle kısaltmayı istemek, sindirilmiş ve/veya gergedanlaşma yolundaki (yahut dönüşümünü tamamlamış) medyanın da göstergesi değil mi?

"Gergedanlar" konusunda ilgi çekici bir yazıdan alıntıyı buraya taşımak istiyorum. Aşağıdaki yazı 9 Haziran 2004 günlü Cumhuriyet Gazetesi’nde Tuncer Cücenoğlu imzasıyla yayımlanmış. (Yazının tamamı için tıklayınız)

Gergedan’ın konusu kısaca şöyle:

Bir taşra kentinde Berenger ve Jean adlı iki arkadaş bir kahvede oturmuş söyleşmektedirler. Berenger sıkıntılıdır ve içmektedir. Çalıştığı iş ortamından memnun değildir çünkü.

Birden kahvenin de bulunduğu kentin büyük meydanından bir gergedan hızla geçer… Geçmekle de kalmaz, bir kediyi de ezer…

Kahvedekiler gergedanlar üstüne tartışmaya başlarlar… Tartışma giderek alevlenmektedir ancak bir canlının yaşamına son veren gergedanla ilgili önlem almaya yönelik hiçbir düşünce ileri sürülmemektedir tartışmacılar tarafından…

Ertesi gün Berenger’in çalıştığı iş yerinde  gergedan tartışmasının sürdüğünü görürüz… Wisser bunun bir propaganda olduğunu söyler. Kuşkusuz Berenger

olaya tanıklık ettiğini duyurarak bu görüşe karşı çıkar ve propaganda değil bir gerçek olduğunu savunur gergedanın.

Bu arada bir iş arkadaşının karısı yanlarına gelerek, kocasının rahatsızlandığını bu nedenle de işe gelemeyeceğini söyler ve yol boyunca bir gergedan tarafından izlendiğini anlatır… Nitekim az sonra merdiveni çıkmaya çalışan bir gergedanın homurtuları duyulur… Kadın gelen gergedanı hemen tanır… Kocasıdır.

Bütün kent  gergedan öyküleriyle çalkalanmaktadır artık…

Berenger  arkadaşı Jean’ı görmek için evine gider… Arkadaşı hastalanmıştır. O da nesi? Alnında da bir boynuz çıkmıştır Jean’ın… Berenger arkadaşının kendisine saldırmak için eyleme geçeceğini anlayıp, kendini dışarıya zor atar ve  kurtarır canını…

Ertesi gün Berenger’in evine, aydın arkadaşı Stech gelir ve gergedanlaşmanın bütün toplumsal sınıflara yayıldığını anlatıp, bunun nesnel açıklamasını yapmaya çalışır.

Birden Berenger’in nişanlısı Daisy içeriye endişeyle girer ve gergedanların radyoevini de ele geçirdiklerini söyler…

Bu arada başında “Bu bir propaganda!” diye olayı küçümseyen Wissen “İnsan zamana ayak uydurmalı!” demeye başlamıştır bile…

Bütün kurumlar gergedanlaşmaktan paylarını almaya başlamışlardır giderek…

Sokak ve caddelerde o garip homurtularıyla kendilerine göre inleme ve öfkeyi andıran marşlar söyleyerek dolaşmaktadırlar düzenli öbekler halinde gergedanlar…

Üstelik önlerine çıkan her şeyi ezerek ve yok ederek…

Gergedanlaşmak…

Geride yalnızca düzene zaten karşı olan Berenger ile onu çok seven nişanlısı Daisy kalmıştır.

Ancak sevgi de gergedanlaşmayı önleyemez ve Daisy de katılır birden kervana…Üstelik Berenger’in tüm uyarılarına karşın…

Berenger insan olarak yapayalnızdır artık…

Ancak direncini yitirmemiştir… Tek başına kalsa da insan olmayı sürdüreceğini haykırarak silaha sarılır…


Çevrimdışı kemalkaya

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 15
Yazık ki, VIP'lerin  okuyacağı yazıları yazan bir kalemin, karmaşık bulduğu sözleri anlamaya çalışmaktansa kesmeye çalışması,kısaltması ne acıdır ve gene ne acıdır ki VIP lerin eğitim, kültür seviyesini düşündükçe etraftaki gergadanların çokluğunu bir kez daha görüyoruz.
Sevgili Shalamar; yazmış oldugun hikayeni okuduktan sonra sadece vip çevresinde değil, yakın çevremizde de ne kadar çok gergedan olduğunu görmüyor muyuz?...
Tüm bu olumsuz değişimler olsada sevgili üstad ın dedigi gibi;  bizler ışık ve sevgi çekim alanındayız ve biz uzlaşmıyoruz o gergedanlarla...
Tüm sevecenlere, IŞIK ve SEVGİYLE DOPDOLU, IŞIĞA AŞKLA KOŞTUĞUMUZ SAĞLIK,HUZUR, BARIŞ DOLU BİR YIL DİLİYORUM...

Sevgi Sevgiyle Çoğalır

         Kemal

Çevrimdışı disciple_of

  • DMT
  • *
  • İleti: 187
V.I.P. yolcular ''gece yolcuları'' kadar şanslı değilmiş desene Ufukcuğum, Işık ve Sevgi Çağından habersiz uçacaklar ''çok özel koltuklarda''...
Herkesin kalbi vardır zannedilmesin !


http://doganin.melektozlari.com

Çevrimdışı akzambak

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 171

Sevgisinden var etti, sonsuz sınırsız yaratan, herşeyi/hepimizi..

Lâkin, her bir var, farkettiği ve yaşadığı/yaşattığı kadar sevgidir. Bir yandan mensubu olduğumuz bu bağ içre güzellikleri yaşamaya çalışırken,  diğer yandan yaşamaya çalıştığımız güzellikleri ne bugün ne de yarın alışkanlık haline getirmeksizin, giderek artan bir farkındalıkla her daim saygı ve özenle gerçekleştirilen paylaşımlar halinde çoğaltmalıyız.

Karanlıkların arttığı, gergedanların klonlanmışcasına yayıldığı bunca zifirilikte, Işık olma bilincini kuşanarak sevgi çoğaltmalıyız; önce kendimizde, sonra yakın çevremizde ve giderek köprü sonrası ötelerinde.

Vakit;
Aydınlanma bilincinin omuzlarımıza yüklediği sorumlulukları bir an bile unutmaksızın yaşama ve yaşatma vaktidir.
Her gün yeniden, tekrar yeniden...

"Herşey şimdi başlıyor!.." kelâmıyla İsrafil'in Sûr'a üflediği günden bugüne ve bugünden yarınlara...
 
Daha farkındalıklı,
Daha saygılı,
Daha sevgi dolu,
Daha fedakâr,
Daha paylaşımcı...

"Böyle de olabilir!!.." gerçeğiyle,
Tozpembe yarınların şafağı sökene kadar!

Işık ve sevgiyle...
"Sesini değil, sözünü yükselt. Yaprakları yeşerten yağmurlardır, gökgürültüleri değil."

 

Benzer konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
14 Yanıt
27542 Gösterim
Son İleti 21 Mart 2007, 11:58
Gönderen: nurefsan
0 Yanıt
19553 Gösterim
Son İleti 16 Mayıs 2007, 21:09
Gönderen: Shalamar
2 Yanıt
89404 Gösterim
Son İleti 27 Mayıs 2007, 20:14
Gönderen: Shalamar
0 Yanıt
48411 Gösterim
Son İleti 16 Haziran 2008, 00:36
Gönderen: Shalamar
2 Yanıt
5348 Gösterim
Son İleti 15 Kasım 2008, 00:52
Gönderen: Shalamar
3 Yanıt
8461 Gösterim
Son İleti 15 Ekim 2009, 10:44
Gönderen: akzambak
3 Yanıt
44292 Gösterim
Son İleti 08 Kasım 2010, 11:02
Gönderen: ormanbaba

usa online pharmacy