Gönderen Konu: Eserlerimi üç kuruşluk hesapların sermayesi yapamazdım  (Okunma sayısı 48114 defa)

Çevrimdışı Shalamar

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 705
"Eserlerimi üç kuruşluk hesapların sermayesi yapamazdım"

İlhan İrem, 35'inci sanat yılına kendisine ithafen yazılan bir anlatı ile giriyor. Pegasus Yayınları'ndan çikan "Sürgün Gibi Masallarda" adlı kitap, sanatçının en bilinmeyen yönlerini ortaya koymasının yanı sıra,  romantik prensin müzik dünyasına yansımalarını da görüyoruz.

İşte, 35 sanat yılını kutlayan İlhan İrem'in bugünlere ulaşan duruşunu yıllar öncesinden belirleyen radikal resti...

Takvimler 1984 yılının Eylül'ünü gösteriyordu. İzmir Fuarı'nın son günleri yaşanmaktaydı. O yıl az sayıda popçunun yer aldığı fuarda İlhan İrem de yer almıştı. Akasyalar ya da Ekici Över gibi, matineler düzenlenen bir aile bahçesi yerine yemekli gazino olan Göl Gazinosu ile anlaşan sanatçı, fuara ancak on gün dayanabildi. İrem bir basın toplantısı düzenleyerek verdi veriştirdi, ardından tasını tarağını toplayıp İstanbul'a döndü.

Sanatçı basın toplantısında İzmir Fuarı'nı bir "panayır"a benzetmiş ve tepkisinin buna olduğunu vurgulamıştı. İşte sanatçının yaptığı ilginç açıklama:

"Uzun yıllar var ki İzmir Fuarı'nda sahneye çıkmıyordum. Bu nedenle fuarın hangi olumsuz boyutlara vardığını bilmiyor, orayı bir sanatçının yıl boyu ürettiklerini sergilediği, çalışmalarını noktaladığı bir yer olarak görüyordum. Bu nedenle de fuarda sahneye çıkmanın zamanının geldiğini düşünerek gelen teklifleri değerlendirip Göl Gazinosu'nda çalışmaya başladım.

Yıllardır plaklar, konserler, radyo ve televizyon programlarıyla ve en önemlisi hiç kimseye taviz vermediğim için ayakta tuttuğum İlhan İrem'in sanatçı kişiliğinden fedakarlık edip de, son güne kadar İzmir'de kalsaydım, İstanbul'a döndüğümde yine aynı şeyleri söyleyecektim. Yalnızca söyleyeceklerimi 10 gün öncesinden söylüyorum.

Gazino anlayışı artık Türkiye'de iflas etmiştir. Ve ne yazık ki çağdaş sanat olaylarından uzak kalıp sanata, sanatçıya saygıdan yoksun gazino patronlarının -birkaç gerçek sanatçı dışında- sanatı, yüreklerinde değil de çevrelerinde ya da vücutlarının başka yerlerinde sanan ne idüğü belirsiz "kişi"lere kapılarını açtığı için fuar da iflas etmiştir.

Bu tersine dönen çarkı düzeltmeye tek başına gücümün yetmeyeceğini çok iyi bildiğimden, İzmir'de karşılaştığım tablo karşısında yapabileceğim tek bir şey vardı ki onu da hemen yaptım ve fuarı terk ettim. Göl Gazinosu'ndan tek kuruş alacağım yok. Bir çokları gibi "gazete reklamı" ya da "sahneye çıkış sırası" gibi "sorun"larım da yoktu.

Durum böyle iken İzmir'de çalışmaya devam etseydim beni İlhan İrem yapan faktörlere kökünden saygısızlık etmiş olacaktım. Oysa benim sanatıma ve kendime eksilmeyen bir saygım var. Bunu ezip de geçemezdim.

Çalıştığım gazinoda ve büyük bir olasılıkla diğerlerinde verilen hiçbir söz tutulmuyor. Ben duygularımla, yüreğimle, emeğimle yarattığım eserlerimi üç kuruşluk hesapların sermayesi yapamam. İzmir'deki fuar ilgililerine seslenmek istiyorum:

Gelecek yılki ve ondan sonraki fuarlarda İzmir'i kapkaççı sanat yoksunlarından kurtarın. Genç dinamik ve çağdaş sanat olaylarının merkezi haline getirmek için var gücünüzle çalışın. Çalışın ki bu panayıra fuar diyebilelim.
"

Yıllar geçti, fuar kalmadı., İlhan İrem gibi gerçek sanatçılar bir elin parmakları kadar azaldı. Ama kalan bir şey var o da panayırlar. Panayıra dönüşmüş bir müzik dünyası... Kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir müzik dünyası.

Michael Kuyucu
Kral Dergisi Eylül Sayısı

Görsel için:
http://www.melektozlari.com/galeri/displayimage.php?pos=-2610

 

usa online pharmacy