Gönderen Konu: O adam…Kuyruklu yıldız…ve Müzik melekleri…  (Okunma sayısı 3730 defa)

Çevrimdışı cagdas nizamoglu

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 10
O adam…Kuyruklu yıldız…ve Müzik melekleri…

Onu en yakın tanıyanlardan biri benim ki, yarım yamalak ta olsa yine onu ancak en iyi ben anlatabilirim sizlere.
Aslında tanıtmamada gerek yok, fakat tanımanızı isterim.

Kendisini tanıtmam için nasıl ve nereden yazmaya çizmeye başlasam diye düşünürken bile ben; zaman kavramı o’nun için teğet bir yolculuklardan ibare olduğu için; kendisi için net cümleler pek kuramam. Fakat yazdıklarım yaşadıklarımın aynasıdır.

Söyle ki; bir türlü kendisiyle aynı düzlemde ve herhangi bir noktada buluşamazdık ki, bu yüzden olsa gerek ki, çok iyi anlaşırız kendisiyle.

Görüşemediğiz zamanlarda kulaklarını çınlatır, o da benimkini…
Sonra beyin fakslarıyla bol bol mesajlaşırdık.

Paylaştığımız konular anlaşamazlık veya çekemezlik değildir, aksine ortaya ortak realiteler hakkında bir konu atardık ve arkasından tavla oynar gibi keyifli saatler geçirirdik.


Bazen çok uzaklara giderdi kendisi, sonra tekrar dönerdi. Ama bu gitmeler tekrar dönmek üzerine programlanmamıştı sanki, bir zaman gerçekten gideceği zamanki burukluğunu düşünüyorum da… Burasını yazmak istemiyorum.
Fakat şunu belirtmek isterim ki biz yüreklerimizi paylaşmışız.
Bu anlamda nereye gidersek gidelim hep oradayız aslında.

Neyse ki sevgi sözcükleri hiç bitmez.

Birbirimiz için; noktanın sonsuzluğuna kadar olan bu sürecin içi; birbirini tamamlayan döngüzel bir yaşamı temsil ederdi,
–başlangıcı-
Umutlar bile bazen bunu hoş karşılayabilir bunu.


Uzaklıklar ve zaman belirli periyotlardan paralellere alışkanlık yapıcı kuramsal bir süreç gibi gözükse de,
dostluklar ve sevgiler adına küçük bir sapma bunun en büyük eğrisini gösterir  ki; bazen büyük kayıplara, büyük yanılgılara yönlendirirdi insanı.

Bakakalmak boşluklardan…
Aynayı ters çevirdiğinde git gide uzaklaşan koca bir yokluk…

Bu yüzden hatalarımı görmek adına gidip gelirim geleceğe, geçmişime yani, bir öncesine…(kadar)

Hata yapmamak için değil aslında; bu insanlar arasında kendi kendine gelişen bir süreç.

Tamam şimdi aynalar kırabilirsin!.

Evrenin kendine has bu tip şakaları vardır aslında, Tanrı sevdiği kulunun önce eşeğini kaybettirirmiş sonra buldururmuş hesabı; umutsuzlukların içine biraz umut, ve  umudun içinde bir parça umutsuzluk…
Balık ekmek ve yanında buz gibi bira.

(e)kadar’a kadar olan süreçler: bir şeylerin bitişinden başlangıcına kadar olan süreçler gibi gelir bana.
Sonsuz döngüye göre biten bir şey yok aslında, sadece uzaklaşıyoruz dünden ve yarından.
An diye peşinden koşturduğumuz gelecekle ilişkili geçmişin izleri arasında yorularak köprüden aşağı sarkarak…
Bu anlamda uzaylı dostum hemencicik yetişip elini omzuma dayayıp tüm bu koşuşturmamalara  “Hayat” derdi, bazı yanılgılarla beraber iç içe de olsa da, “hayat” derdi
Temiz bir nefes çekerek derinlere daldığımız düşünce denizinden balık tutmak…
Kulaklarımız, gözlerimiz dipsiz kuyularda sanki…
Ne arıyoruz?

Yankılar…yankılar…
Öncesizlik dalgaları arasında sonrasızlığın çığlıklarını aramak…
Sesinden sesini tanımak,-unuttuğumuz-

Sahi biz kimiz?

Çağdaş Nizamoğlu

-Devam edecek-

 

Benzer konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
18 Yanıt
17458 Gösterim
Son İleti 13 Ocak 2009, 14:16
Gönderen: soyut durus
2 Yanıt
6669 Gösterim
Son İleti 17 Ocak 2007, 10:27
Gönderen: efsun_i
0 Yanıt
5060 Gösterim
Son İleti 05 Ekim 2006, 01:54
Gönderen: kanat
0 Yanıt
6019 Gösterim
Son İleti 19 Şubat 2007, 23:12
Gönderen: Shalamar
0 Yanıt
30739 Gösterim
Son İleti 25 Ağustos 2007, 01:16
Gönderen: Shalamar
4 Yanıt
5792 Gösterim
Son İleti 04 Kasım 2007, 19:10
Gönderen: ahudeniz7
0 Yanıt
48263 Gösterim
Son İleti 12 Temmuz 2011, 19:23
Gönderen: refref

usa online pharmacy