Gönderen Konu: 2012...  (Okunma sayısı 15026 defa)

Çevrimdışı od

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 61
    • ben nerdeyim?
2012...
« : 13 Ağustos 2007, 16:22 »
Artık günümüzde iyice artan popüleritesiyle "2012" tarihinin önemini(?), konuyla ilgili teori ve hatta komplo teorilerini duymayan kalmamıştır herhalde..
İsmini ilk kez İlhan İrem'in kendisine yazdığı bir mektup vesilesiyle duyduğum, "Pencere, Köprü ve Ötesi"ne dair bir inceleme yazısı olan, İlhan ve Hansu İrem'in İda dağlarındaki düğününe katılacak kadar yakın bir dostları[*]; Ata Nirun bugün Hürriyet Gazetesinin astroloji sayfasında şöyle bir yazıya yer verdi: 2012 yılı son mu yoksa başlangıç mı?

Ben de vesileyle konuyu açayım dedim, zira daha önce pek üzerine konuşulduğunu hatırlamıyorum..
İlhan İrem'in ilgili tek beyanatı hafızam beni yanıltmıyorsa bir başka dostu Özlem Süyev Zat'ın sitesinde yer alan "Altın Çağ"a dair beslediği umuttan bahsettiği yazısıydı.. (siteyi bulamadığım için link veremiyorum)

Konu spiritüel alemlerde "dördüncü boyut, foton kuşağı, değişen genetik yapı" gibi uzantılar ile yer alırken, Burak Eldem (kendisi eski metalcilerden olup, İrem'in "Pencere,Köprü ve Ötesi" kitabının arkasında bir müzikal inceleme yazısı da bulunmaktadır) tarafından Türkiye gündemine "2012: Marduk'la Randevu" kitabıyla taşınmış, öbür taraftan politik-senaristler Amerika'nın Irak işgalinin arkasına da 2012 iddialarını serpiştirmişlerdir..

Çok kalmadı 2012'ye, şunun şurasında beş yıl.. 2 yıl sapma olabilir diyorlar, yani maksimum 7 yıl.. 7 yıl sonra konu aydınlığa kavuşacak yani..

İlk öğrendiğim zamanlarda benim de çok ilgimi çekmiş, hatta bayağı da inandırıcı bulmuştum.. Ama sonraları bu tip bilgiler çoğaldıkça iyi bir filtre sistemine ihtiyaç olduğunu düşündüm..
Geleceğe yönelik bir kehaneti ancak "mantıklı" yada "mantıksız" bulabilir, doğruluğu konusunda kesin bir kanıya varamazsınız.. Bunun yanında eğer böyle giderse, dünyayı 2012 olmasa bile yakın bir gelecekte bir felaketin beklediği aşikar, bunun için müneccim olmaya da gerek yok.. Benim bu konuda takındığım tavır; ilgilenmiyorum.. Yani 2012'de kopacak olası bir kıyamet, felaket, çağ atlaması vs benim şu anki günlük yaşantımı, hayata karşı tavrımı ve düşüncelerimi etkilemiyor.. Sadece şunun bilincindeyim; insanlık ve dünya her geçen gün daha kötüye gidiyor.. Bu kötü gidişe rağmen bir umut besliyorum.. Herşeyin daha iyi olmasının, dünyanın güzele evrilmesinin, toplumsal dönüşümün yolunun bireysel devrimden geçtiğine inanıyorum..
Yani "Bulutlara Köprü"nün kapağında yazdığı gibi; Yeni bir evren için bütün gereken yeni bir akıldır.. (W. Carlos Williams)
oktay dursun
"ateşte yanan, şeytanı defet; defet dokunmasın ellerimize.."

Çevrimdışı YANKI

  • DMT
  • *
  • İleti: 83
    • Elçi
Ynt: 2012...
« Yanıtla #1 : 13 Ağustos 2007, 16:44 »
Başlığı okur okumaz aklıma bir takım görüntüler, sözcükler geldi...

"Maya Takvimi..."
"Maya Ağacının dibindeki..."

"Her şey şimdi başlıyor..."

"....seneler sonra ilk konserini verdi...."

"...yepyeni bir albüm...."

Başlangıç mı, bitiş mi kapatır perdeyi?

Gaybı yalnız "o" bilecek, ama biz yaşayacağız?


Çevrimdışı efsun_i

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 352
    • Kanat Sesleri
Ynt: 2012...
« Yanıtla #2 : 13 Ağustos 2007, 23:34 »
Bu konuda, Sevgili Oktay’ın belirttiği gibi çoğalan düşüncelerin, teorilerin ardından, süzgeci bir kenara koyup, sadece kitlesel beklentiye gelecek evrensel bir yanıt olacağını düşünmeye başladım…
Milyonlarca insanın beklentisinin bir şekilde gerçekleşeceğini… Bu yüzden aydınlık bir çağa doğru ilerlediğimizi diliyorum..

Ama evet karanlık çağda olduğumuz öylesine aşikar ki… İnsanlık gittikçe aşağıya doğru iniyor.
“Kali Yuga”… Maddeci zihniyetin hissedişlerden gittikçe uzaklaşan yıkan, yakan, öldüren yüzü..

“Maya” Hint düşünce sisteminde temel bir kavram. Hinduizmdeki anlamı Yanılsama, yaşadığımız dünyanın,  bizim algılarımızla sınırladığımız bir yanılsama olduğu ve aslında başka bir özün tecellisi olduğu… Tasavvuf’ta yer alan perde-hicap gibi…

“Maya ağacının kökleri üzerinde melaikeler bekliyordu…” Paylaşmak istediğim iki alıntı ve bir dileğim var…

“Hindistan’da bulunmuş olanlarınız banyan ağacının nasıl tek bir kökten çıkarak etrafa yayıldığını görmüşlerdir ve onlar bunu daha iyi anlayacaklardır. O banyan ağacıdır; O her şeyin köküdür ve O ta ki bu evren haline gelene kadar dallanmıştır ve ne kadar uzağa uzansa da her bir gövde ve dal O’na bağlıdır.” Jhana Yoga – Swami Vivekananda

“İnsanın ceddi hakikati olan ruh ile nefis cenneti zatte yani Allahın mertebei ilahiyyesinde örtülü ve gizli idiler. Kuran hakiki insanı kâmildir ve bu görünen mevcuat ki Allahın varlığına nazaran rüya ve hayalât (hayaller) gibidir. Ve bu çokluk bir çekirdekten meydana gelen bir ağaç gibi dal budak salıp süfli (aşağı, adi.) olan yerlere uzanmıştır. İşte bu yer haktan uzak olup “Şecerei memnua” (yasak ağaç)dır ve onun meyvesi tabi karanlıktır. İşte âdemin bu memnu (yasak) meyveye el uzatması nefsin (nefsi vehim ve hayalin birleşmesiyle meydana gelen şeytanın) ruha galebesiyle (yenmesiyle, üstün gelmesiyle.) oldu.”  Ruh ve Ölüm Ötesi – Mustafa Ertuğrul Kaan

Dallara, yapraklara değil köke, bütüne doğru giderek tüm ayrılıklardan, karanlıklardan uzaklaşalım ışık ve sevgiyle….

Özlem..
Işık ve sevgiyle...

Çevrimdışı KORIDOR

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 99
    • Bulutsu
Ynt: 2012...
« Yanıtla #3 : 05 Eylül 2007, 12:53 »
2014 deyince aklıma tek bir felaket geliyor; o da Tayyip Erdoğan'ın o yıl Cumhurbaşkanı olacağı. Ama 2012 için birşey gelmiyor.

Onun dışında Sevgili Oktay'ın her zamanki gibi nitelikli mesajını ilgiyle okudum ama Ata Nirun'la ilgili verdiği linke tıklayınca yazı bana uzun geldi, üşendim okumaya. Demek ki ben de günlük hayatım açısından pek önemsemiyorum bu tarihi. Özlem'in alıntıladığı bilgileri ise 2012 ile alakalı bulamadım.

Bana kalırsa, küresel ısınma, nüfus, enerji sıkıntısından ve doğal kaynaklara ihtiyaçtan doğan savaş ve işgal tutkusu gitgide artacak ve hadi ortalama 5 yıl sonra bunlar iyiden iyiye ayyuka çıkacaktır. Bu tip felaketleri İlhan İrem'in daha 80'lerin ilk yarısında kaleme aldığını, makalelerinde dile getirdiğini biliyoruz. Tarih marih vermiyordu ama daha düne kadar küresel ısınmanın k'sini bile anmıyorken kendisi o yıllardan beri hassasiyetle çevre bilincini muhafaza ediyor.

2012 ile ilgili kaygılarım benim yukarıda bahsettiğim gibidir.

Sevgiyle,

Not: Ata Nirun'un 2012 ile ilgili yazısını okuyacağım, o vakit gene birşeyler yazmaya kalkışırım inşallah..

Çevrimdışı kemalkaya

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 15
Ynt: 2012...
« Yanıtla #4 : 05 Eylül 2007, 15:54 »
  Hangimiz şu günlerimizi rahatlıkla yaşıyoruz ki...Ozon tabakası delindi diye başlayan tedirginlik -ki bu yıllar önceydi- sonuçta  insanların seyirci kalmasıyla yerini yeni tedirginliklere, korkulara ve kötü beklentilere neticede kötü gerçeklere sürüklüyor... (küresel ısınma gerçeği...)
Yıllar önce de kuraklıklar yaşanmış ülkemizde. Ama kimse kıyamet geliyo dememiştir... oysa günümüzde insanlar yaptıklarının sonuçlarını daha net görmekteler.. Hoş hala tedbir alan yok... Bu beklentiler mardok la birleşir mi bilemem..Ama bildiğim ve sonsuz inandığım tek şey sonumuzun Allahın takdirinde oldugudur..Bazen şunu düşünüyorum arkadaşlar;
tavuk gibi insanların öldürüldüğü, güzelim dünyada çiçek kokusu yerine barut kokularının oldugu, sapıklıkların çoğaldığı bir ortam daha ne kadar sürer ya da sürmeli?
Elbet görünen başka bir yüz daha var..Hala iyilerinde var oldugu gerçeği geleceğe sevgiyle umutla bakmama yol açıyor...
Son süreye  kadar iyi olalım...olmaya çalışalım...
IŞIK VE SEVGİYLE

Çevrimdışı Le temps

  • DMT
  • *
  • İleti: 44
Ynt: 2012...
« Yanıtla #5 : 05 Eylül 2007, 16:44 »
Kuresel ısınma konusunda ben o kadar karamsar degilim. Doğanın bu yeni duruma bir şekilde ayak uyduracağını -ve tabii ki bunun zaman alacağı, o sırada çok fazla canlının da bundan olumsuz etkileneceğini düşünüyorum.


Çevrimdışı Shalamar

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 705
Ynt: 2012...
« Yanıtla #6 : 05 Eylül 2007, 21:29 »
(...)
çoğalan düşüncelerin, teorilerin ardından, süzgeci bir kenara koyup, sadece kitlesel beklentiye gelecek evrensel bir yanıt olacağını düşünmeye başladım…
Milyonlarca insanın beklentisinin bir şekilde gerçekleşeceğini… Bu yüzden aydınlık bir çağa doğru ilerlediğimizi diliyorum..
(...)

Bir düşünce var. Kadim kaynaklarda da yer alan, çoğu insanın inandığı bir düşünce:
İnsanoğlunun yeryüzündeki varlığı sinüs eğirisi gibi. Yükseliş, duraklama, düşüş ve tekrar yükseliş, duraklama, düşüş... Bizim içinde bulunduğumuz evre düşüş dönemi içerisinde. Yani en karanlık saatleri gecenin... Ardından gün doğacağına inanılıyor.

Sevgili efsun_i, bu kadar insanın "gün doğacak" inancının, isteğinin, dileğinin karşılıksız kalmayacağını belirtmiş. Elbette "inanç zinciri"nin kırılmayacağı güne kadar beklemek gerekebilir...

"Kitleyi ilgilendiren oluşumlarda ruhların eksiksiz buluşması gerek" (Röportaj: Hulusi Tunca (Özel) / Kasım 2006)

Çevrimdışı matya

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 50
Ynt: 2012...
« Yanıtla #7 : 09 Eylül 2007, 23:17 »

  Günlük hayatımıza bakalım önce.... neyi ne kadar nasıl ne şekilde seviyoruz ? ve neyi nasıl ne şekilde kabul edemiyoruz?  ve duvarımıza hangi resmi asıyoruz? ve hangi şarkı sözlerini benimsiyoruz? hangi yazarları okuyoruz?? neyi nasıl ifade ediyoruz? neyin üstünde kontrol sahibiyiz ve hangi konuda israr ediyoruz? hangi şeyi serbest bırakıp hangisini tutuyoruz?? ? Bence belli tarihlere kendimizi endekslemekten daha önemli bu şekilde bakmak....dünyayla ne kadar temas halindeyiz?? bunu anlamak lazım....olan olur zamanı gelince... önemli olan dünya zamanıyle büyümek.... ;)   BOL  IŞILTILI GÜNLER...
"AKLININ ALAMAYACAĞI ALEMLERE AKIYORUM.. KAFANIN BASAMAYACAĞI GERÇEKLERDE YAŞIYORUM..BENİ FARK ETMEN İÇİN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKMIYORUM.KENDİMİ İSPAT ETMEK İÇİN ŞEKİLLERDE KÖPEK OLMUYORUM.BEN KİM OLDUĞUMU ZATEN BİLİYORUM"

Çevrimdışı KORIDOR

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 99
    • Bulutsu
Ynt: 2012...
« Yanıtla #8 : 10 Eylül 2007, 09:38 »
matya, unutmayınız ki 2012 de dünya zamanı içinde bir tarih ama  ;)

elbete ki 2012 gibi dünya zamanına ait bir zamana dair ruh ve ölüm ötesi kitabından alıntılar yapmak, banyan ağacını bu açıklamalara ait bir unsur kılmak, yoga'dan alıntılar vb. size bu sözleri söylettiriyordur.

ölümden sonraki hayattan ya da gecenin bir vakti kendimizden geçtiğimiz, bir esrime halinde olduğumuz ruh haliyle ilgili açıklama yaparken bu tarz alıntılar gayet mantıklı olabilir fakat benim 2012 ve hatta 2014 yılına ait düşüncelerim, endişelerim belli, belirttim:) hepsi dünya hayatına ait.
birbirimize hal hatır sorarken "dünya hayatın nasıl?" diye kategorize etmeler, "dünyasal şuur" diye bir tabir yaratmak bana kalırsa sakıncalı. Ben her iki hayatı da içimde yaşayabilirim ya da belki benim için tek bir hayat vardır? Elektrik faturasını ödemek için sıraya girmek de, Rachmaninoff dinlerken kendimden geçmek de benim hayatım içinde..

"2012" başlığı içinde "önemli olan bu hayat içinde ne yaptığımızdır" diyorsanız bunun nedeni dünya zaman birimine ait bir tarihe yukarıda bahsettiğim alıntılarla anlam yüklenmesidir,  o yüzden Sizi de anlıyorum. Bakın Eylül geldi ve gelir gelmez de geceler serin olmaya başladı. Ben bu takvime inanıyorum ve bu mevsimsel değişimi coğrafya derslerinde öğrendiklerimden anlayabiliyorum. 2012'yi inşallah hepimiz görürüz ama o yıla geldiğimizde Ruh ve Ölüm Ötesi vb. referanslı bilgilerle açıklayabileceğimiz şeylerle karşılaşacağımıza inanmıyorum.
2012'de susuz kalmayalım da.. :'(

Sevgiyle,


Çevrimdışı ISIK YOLCUSU

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 232
    • Işık ve Sevgiyle
Ynt: 2012...
« Yanıtla #9 : 10 Eylül 2007, 11:55 »
matya, unutmayınız ki 2012 de dünya zamanı içinde bir tarih ama  ;)


ölümden sonraki hayattan ya da gecenin bir vakti kendimizden geçtiğimiz, bir esrime halinde olduğumuz ruh haliyle ilgili açıklama yaparken bu tarz alıntılar gayet mantıklı olabilir fakat benim 2012 ve hatta 2014 yılına ait düşüncelerim, endişelerim belli, belirttim:) hepsi dünya hayatına ait.
birbirimize hal hatır sorarken "dünya hayatın nasıl?" diye kategorize etmeler, "dünyasal şuur" diye bir tabir yaratmak bana kalırsa sakıncalı. Ben her iki hayatı da içimde yaşayabilirim ya da belki benim için tek bir hayat vardır? Elektrik faturasını ödemek için sıraya girmek de, Rachmaninoff dinlerken kendimden geçmek de benim hayatım içinde..



Sevgili KORİDOR'un eleştirel ve yapıcı mesajına birebir katıldığımı belirtmek istiyorum.

Özellikle üzerinde durulması gereken konu olarakta, İlhan İrem'in anlatımlarını kendi döngümüz içinde kategorize ederek farklı söylemlerle gizemli boyuta taşımayı gösterebilirim. Bu konuda ciddi endişelerim var!

İrem'in anlatımlarını, hissettiğimiz çercevede anlatırken, aktarırken lütfen seçilen kelimelere dikkat edelim. Aksi durumlarda yeni dinlemeye başlayanlara, ilk defa bu platformlarda yer alan insanlara hiç güzel görünmeyeceğini belirtmek isterim. Bir de kategorize ederek yazışmalarla bu çok farklı bir boyuta gelir...

2012 yılına gelince


KORİDOR'un görüşlerine yine katılıyorum.

2012'yi inşallah hepimiz görürüz ama o yıla geldiğimizde Ruh ve Ölüm Ötesi vb. referanslı bilgilerle açıklayabileceğimiz şeylerle karşılaşacağımıza inanmıyorum.
2012'de susuz kalmayalım da..

Işık ve Sevgiyle
Ben karanlıklarda aykırı ışıklarımla
                                            dönüyorum

Gecenin yırtılmış elbisesinden dökülen avuçlarıma
                                                       savruluyor
Azade çığlıklarla...

Çevrimdışı efsun_i

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 352
    • Kanat Sesleri
Ynt: 2012...
« Yanıtla #10 : 10 Eylül 2007, 13:17 »
"…
“Ama  nasıl  anlatırsın  bunu  yaşamasızın  birine”

(“Oza” / Andrey  Voznesenski / S.32)"

Bir umutla....

Mesajımın üçüncü paragrafından itibaren yazdıklarım, bir önceki mesajda yer alan Maya ağacına dair...
Ruh ve Ölüm Ötesi, Yükseliş şiirinin yer aldığı kitap, sırf bu yüzden almıştım.
Daha bir çok satırını da "paylaşmak" isterim. Zamanı geldiğinde.

Sadece söylemek istediklerimizi söylemek için, istediğimiz gibi anlamak genel bir durum, istense de özel yapmıyor...

Işık ve Sevgiyle.......

Işık ve sevgiyle...

Çevrimdışı matya

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 50
Ynt: 2012...
« Yanıtla #11 : 10 Eylül 2007, 13:41 »

  Bazen aynı düşüncelere sahip insanlar bile farklı ifade ettikleri için ayrı düşmüş gibi görünebilirler...
 hayatımda yoga vb öğretilerle ilgilenmemiş birisi olarak diyorumki susuzluğu ve benzeri ihtimalleri en az sizin kadar dikkate alan birisiyim.yazdıklarım da tamamen kendi içimde hissettiğim iddiasız düşüncelerimdir.yani katılıyorum sevgili KORİDOR... ;)sizden farklı bir düşüncem ve farklı bir dünya zamanım da yok...sadece bir tek tarihi işaret edip o tarihten çok fazla sıradışı değişik mistik değişimler beklemek ve ona kanalize olmak düşüncesine karşıyım '2012' konusu içinde bunu paylaşmak istedim. Ayrıca o sözler sevgili SEZEN AKSU'nun bir şarkısından alıntıydı aslında orjinali şu: "ah büyüdük dünya zamanıyla oysa hala ana rahmindeyiz..." ::)
"AKLININ ALAMAYACAĞI ALEMLERE AKIYORUM.. KAFANIN BASAMAYACAĞI GERÇEKLERDE YAŞIYORUM..BENİ FARK ETMEN İÇİN GÖZLERİNİN İÇİNE BAKMIYORUM.KENDİMİ İSPAT ETMEK İÇİN ŞEKİLLERDE KÖPEK OLMUYORUM.BEN KİM OLDUĞUMU ZATEN BİLİYORUM"

Çevrimdışı Shalamar

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 705
Ynt: 2012...
« Yanıtla #12 : 11 Eylül 2007, 12:45 »
Sevgili Matya,
Konunun sizinle herhangi bir ilgisi yok. Sevgili Koridor size karşı değil, anlayamadığı, daha sonradan benim anlayabileceği şekilde açtığım efsun_i'nin yazısına karşı olma girişiminde bulunmuş. O nedenle sizin içiniz rahat olsun.

Sevgili Mehmet,
Düşüncelerle dalga geçme gayretindesiniz. Size de yakışmıyor, Melek Tozları platformuna da. Seviyeyi düşürmeyiniz.

Bilgi:
http://www.melektozlari.com/mt/index.php?topic=997.0 adresinde sözlerini okuyabileceğiniz İlhan İrem'in seslendirdiği "Yükseliş" şiirinin kaynağı "Ruh ve Ölüm Ötesi" kitabıdır. "Ruh" kelimesini duyunca hemen irkilmeye gerek yok.


Neyse konuya dönersek;
2012 yılında gezegen vs. çarpacağına inanmıyorum. Mantıklı gelmiyor. Her ne kadar Burak Eldem'i okurken kendinizi kaptırsanız da delillerine, konuya daha geniş çerçeveden bakıldığında sunduğu delillerin aslen başka şeylere delalet olabileceğinizi düşünüyorsunuz...

Sevgili od mesajının sonunda çok güzel ifade etmiş:
"Bu kötü gidişe rağmen bir umut besliyorum.. Herşeyin daha iyi olmasının, dünyanın güzele evrilmesinin, toplumsal dönüşümün yolunun bireysel devrimden geçtiğine inanıyorum.."

Her devrim gibi, bireysel olanı da sancılı olacaktır. Ancak bu konuda daha önceki mesajlarımda da belirttiğim gibi, her şeyin daha güzel olacağına olan inanç sürdükçe, Yürekten inandıkça, bireysel devrimler, toplumsal değişime yol açacaktır.

Işık ve Sevgiyle...

Çevrimdışı spring

  • 1.nesil
  • *
  • İleti: 7
Ynt: 2012...
« Yanıtla #13 : 12 Eylül 2007, 10:43 »
2012 tarihiyle ilgili teorileri okurken karşıma çıkan iki farklı başlık vardı. Birisi konuya sipiritüel  açıdan yaklaşan ve Türkiye’de “Bilgelik Bilinci”  öğretisini yaymaya çalışan, ayrıcalıklı olduklarına inanıp  “dönüşüm” için kendilerine uygun ve özel yerler  belirlemiş ( bazıları  Bozdağ gibi yüksek yerler ya da  Selçuk’un Şirince köyü gibi)   bazı insanların  Marduk konusuyla  da yakın ilişkisi olan uyarıları ; geçiş dönemi geldiğinde farklı bir yaşam veya olay başlayacak. Gezegenimiz galaksinin dış kenarındaki özel bir manyetik alanın ( Alman fizikçi Schumann tarafından 1945 yılında bulunan rezonans kuramı ile ilgili kıyametin bilimsel nedenleri açıklanmakta) içine girecek(bu sırada duyulacak uğultunun Sur sesi olduğunu düşünüyorlar) ve bu etki başladığında tüm insanlık uyuyacak. Gereken süre geçtikten sonra yaşama dönmesi gerekenler uyanarak yaşama kaldıkları yerden devam edecekler. Hz. İsa’nın ise 2012’de Şirince’ye gelmesinin de normal, çünkü bu geliş Hz. Muhammed tarafından da bildirilmiş olduğunu söylüyorlar.

Diğer başlık ise araştırmacı Burak Eldem'in yüzlerce kitap ve makale arasından tarayıp çıkardığı, sorguladığı ve "2012: Marduk'la Randevu" adlı kitabında bütün ayrıntılarıyla tartıştığı bir iddia.Burak Eldem diyor ki:
“Mayalar, çağ bitiminin dünyanın sonu ya da kıyamet olacağını söylemiyorlardı ama her yeniçağın, bir dizi doğal afet ile başlayan bir dönüşüm sonrasında gelip, dünyanın siyasi çehresini değiştireceğine inanıyorlardı. Zecharia Sitchin de, Yakındoğu kültürlerinde yaptığı araştırmanın sonucunda, Marduk(kayıp gezegen, kızıl gezegen)’un yakın geçiş yapması sırasında ilkin jeolojik ve iklimsel hareketlere bağlı doğal afetler gerçekleştiğini; bu dönemin ardından da dünyada yeni gelişmelerin yaşandığı, verimli ve hareketli bir başka evre başladığını söylüyordu.”
“Sabah kalktığınızda göklerde bir gezegenin belirdiğini, fonda “Carmina Burana” çalarken gökten ateş yağdığını falan görmeyeceksiniz. Doğada ve evrende bu işlerin böyle yürümediğini; değişim ve radikal dönüm noktalarının bir güne ya da birkaç haftaya değil, yıllara yayılarak tırmandığını biliyoruz: “Nicel birikimler, nitel dönüşümleri yaratır” ilkesinde vurgulandığı gibi. Maya kültürü de zaten, her şey güllük gülistanlıkken, 23 Aralık 2012 tarihinde bir anda kâbus gibi bir çağ finali’nin gelmesinden söz etmiyor. O tarih, yalnızca takvimde net bir işaret koymak için. Bu anlamda, dönüşüm ve değişimin çoktan başladığını ve giderek hızlanacağını söyleyebiliriz.”( alıntılar: Burak Eldem’in Akşam gazetesindeki yazı dizisindendir.)

Doğal afetler, Marduk gibi bir olgu olmasa da dünyanın belli bölgelerinde, belli aralıklarla zaten yaşanıyor ve biz bunlara önlem almakla, güvenli yerleşimler kurmakla zaten yükümlüyüz. Hiçbir riski dikkate almadan günlük hayatını sürdüren ve bırakın büyük afetleri, üst üste üç gün devam eden şiddetli bir kar fırtınasıyla bile kaos yaşayan kentlerin insanlarının, böyle sığ gündelik korkulara dayalı felâket senaryolarına ihtiyaçları var mı?
Yaşayarak, tanık olarak, içindeyken hissederek iklim değişimini adım adım izliyoruz. 2002’den bu yana ivmesi iyice artan iklim sorunları gündemin üst sıralarına yerleşti. 2004’ün, doğal afetlerin verdiği zarar ve yıkım açısından, tarihte bir rekora imza attığını söylüyor Birleşmiş Milletler rakamları.
Küresel ısınma ile ilgili yapılan açıklamalardan sonra bazılarının bunun “çevrecilerin” yeni bir saçmalığı olduğunu söylediklerini duyduğunuza mı şaşırırsınız, Viyana’da düzenlenen BM İklim Konferansı’na katılan 158 ülkenin temsilcileri, “atmosferi kirleten ülkelerin, sera etkisi yaratan gazların salımını sınırlandırmalarının sağlanmasını” amaçlayan anlaşmayı kabul ettiğine mi sevinirsiniz? 
Benim 2012 için temennim;  ilk başlıktaki bahsettiğim insanlar gibi  “şuur açılımı”nı yaşayıp "Yeni Çağ " insanı olmak değil.
KORİDOR’un da söylediği gibi: “2012'yi inşallah hepimiz görürüz ama o yıla geldiğimizde Ruh ve Ölüm Ötesi vb. referanslı bilgilerle açıklayabileceğimiz şeylerle karşılaşacağımıza inanmıyorum.
2012'de susuz kalmayalım da…”

Çevrimdışı Shalamar

  • Melek Tozları
  • *
  • İleti: 705
Ynt: 2012...
« Yanıtla #14 : 12 Eylül 2007, 11:03 »
Sevgili spring,
Paylaştığınız bilgi ve düşünceleriniz için teşekkürler.

Ancak tekrar belirtmek isterim ki;
2012 ile ilgili teoriler ile "Ruh ve Ölüm Ötesi" isimli kitabın bir alakası yok ki...
Alakası olduğunu da kimse söylememiş ki.
Kimse bu referanslı bilgilerle açıklama yapmaya çalışmamış ki...

Bir deli - bir taş -bir kuyu - kırk akıllı hikayesine dönecek bu :)

Çevre ve doğaya yönelik temennilerin sözde kalmamasını dilerim. Çok konuşurp az icraat yaptığımızın kanıtı; "Doğa-Çevre" üzerine açtığımız bölüme gösterilen ilgidir...
http://www.melektozlari.com/mt/index.php?board=48.0

efsun_i ile birlikte, dillere ve yukarıdaki mesajlara dolanmış olan çevresel etkiler üzerine acaba sevecenlerle birlikte bir şeyler yapabilir miyiz dedik. Proje geliştirdik, duyurduk: Doğanın Melek Tozları : http://www.melektozlari.com/mt/index.php?topic=1332.0

Hani nerede 2012'de susuz kalmak istemeyenler? Ne kadar içten olunduğu aşikar! Sadece yazarak olmuyor...

 

Benzer konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
10 Yanıt
174967 Gösterim
Son İleti 26 Ağustos 2015, 16:52
Gönderen: sevdali_bulut
0 Yanıt
30522 Gösterim
Son İleti 30 Ocak 2012, 20:02
Gönderen: refref
0 Yanıt
29805 Gösterim
Son İleti 10 Mart 2012, 17:17
Gönderen: Melek Tozları

usa online pharmacy