Gönderen Konu: Mevlevilik ve Sema  (Okunma sayısı 2924 defa)

Çevrimdışı B.I.R

  • ...
  • *
  • İleti: 87
Mevlevilik ve Sema
« : 27 Mayıs 2007, 02:53 »
  Mevlevilik kaynağını tasavvuftan, bir tasavvuf piri olan Mevlana'nın engin düşünce dünyasından alır.Tasavvuf, Allah'ı bilme ve Allah'a kavuşma yoludur.

   Allah'a ulaşmanı yolu aşk ile kendinden geçmedir.Evrende görünen herşey, tek ve mutlak varlık olan Allah'ın tecellisinden başka bir şey değildir. Yaradılmışların en mükkemmeli olan insanda ruh denen ilahi öz bedendedir.Bu öz geldiği yere, yani Allah'a kavuşmanın sürekli özlemini çeker. Bu özleyiş aşkı doğurur, onu mayalandırır çoşturur. İnsan aşkla olgunlaşır, aşkla Allah sırlarını öğrenir. Allah, sürekli yaradılış içinde olan, sürekli, durmadan yenilenen bir külli irade, bir nur, bir ışık, bir sevgidir. Her türlü tarifin, açıklamanın, anlatımın üzerindedir. O'nun varlığı insan aklının sınırlarını aşar. İnsan gönlünü İlahi Aşkla, Allah sevgisi ile doldurursa gönül gözüyle Allah'ı anlama , bilme yeteneği de artar. Bu çoşkun aşk, basamak basamak insanı olgunluğa,kemale ulaştırır.Aslında tüm yaradılış,dünya,gezegenler,atom çekirdeğine kadar bu duyulan aşk,özlem ve cezbeyle durmadan döner, Allah'ı zikrederler. Aşkı çoşturduğu ve cezbeyi arttırdığı için de müzik ve sema bir vasıtadır.

   Mevlana tasavvufun aşk ve cezbe yolunu seçtiği için O'nun fikirlerinden feyz alan Mevlevilikte, Mevlana'nın aşk felsefesiyle yoğrulmuş, zamanla bu düşünceler, bir takım kurallarla örğütlenmiş, mecazi hareketler ve davranışlarla biçimlenmiştir. Mevlevi ayini bu mecazlarla, bütünlük içinde Allah'a ulaşmanın yollarını gösterir.

   Sema, tasavvufta bir kendinden geçme hali, İlahi sevgiliye, Tanrı'sına vuslat özlemi içinde yanıp tutuşan sufinin dünyadan soyutlanarak kendinden geçişidir. Ruhun derinliklerinden yankılanan,yürekte hissedilen bir söz, bir güzel ses, bir dokunaklı şiir, sufiyi o anda heyecanlandırabilir, bu çoşkuyla kalkarak kendi çevresinde dönebilir. Sema, çoşkunun harekete dönüşüdür. Mevlana " Sufiler, vuslat özlemini gönüllerinde vecd haline getirirlerde geçici dünyayı bir kenara iterek ölümsüzlük yurduna kanat açarlar. Sema ederken ne neyden haberimiz olur, ne de teften. Semada ilahi sevgiliye kavuşmanın hayali vardır. Sema, aşıkların gıdası, ruhun sefasıdır." demiştir.

   Sema ayini, dergahlada belli gün ve gecelerde yapılır. Sema, Naathan tarafından " Naat-i Mevlana " okunmasıyla başlar.Bu sözleri Mevlanaya ait Hz.Peygamber'e bir övgüdür.Biter bitmez kudumzenbaşı üç defa kudüme vurur. Bundan sonra bir Neyzen, ayin sema ayini hangi makamda yapılacaksa, o makamdan taksime başlar. Ney, insan-ı kamil (kamil insan,olgun insan)'in sembolüdür.Yanık içli sesiyle Hakka vuslat özlemini dile getirir. Taksim bitince, kudümzen başı bir kaç darbe vurur. Bu bir uyanış, kendine geliştir. İlk darbede, herkes "Allah" diyerek ellerini yere vurur, ayağa kalkarken Neyzenler de ayağa kalkar. Peşrev başlamıştır.

   Sonra üç devir halinde " Sultan Veled Devri " yapılr. Bu devir ölümden sonra Sur'un sesiyle dirilişi, manevi mürşid olan Şeyh'in rehberliğinde Allah'a yöneliş gerçek varlıkta hayat bulmayı ifade eder. İlk devir, Allah'ı ilimle bilmeye ( İlmel-yakin ), ikinci devir Allah'ı görmeye ( Aynel-yakin ), üçüncü devir Allah'la BİR olmaya ( Hak-kel-yakin ) delalet eder.

    Üç devir tamamlandıktan sonra peşrev sona erer. Sultan Veled Devri'nden sonra sema başlar. Semazenler usülüne uygun olarak hırkalarını çıkarırlar. Böylece, dünyadan ilişkilerini kesmiş, mezarlarından çıkmışlardır. Sema başladığında sğdan sola dönerken sol ayak yerde direktir. Sol eli aşağıya, sağ el yukarıya dönüktür. Bu " Hak'tan alır halka saçarız, hiç bir şeyi kendimize mal etmeyiz.Suretten başka bir şey değiliz." yada başka bir ifadeyle " Göğe ağarız, yere yağarız. Varlığımız, Hakkın rahmetinde yok olmuştur." anlamına gelmektedir.

   Sema, selam olarak adlandırılan dört bölümden meydana gelmektedir.
   Birinci selam Alemleri seyretmektir. Hakkın büyüklüğünü ve yüceliğini idraktir. Aşıklar bu selamda şüpheden kurtulmuş, Hakkın Birliğine iman etmişlerdir.
   İkinci selam, Vahdet'i, Tanrı birliğini görüş haline getirmektir.
   Üçüncü selamda aşıklar, görüşlerini "biliş" ve "oluş" mertebesine ulaştırır. Bu bölümde aşıklar , kendilerini Mutlak Varlığın kemal durağında yitirmiş, yok olmuşlardır.
   Dördüncü ve son selammda aşıklar kendilerini Mutlak Varlık'ta yok bilme halidir. Bu selamda semazenler, Vahdet durağında ayak direyerek yalnız kendi merkez çevresinde dönerler.

   Her selamın sonunda semazenler, bulundukları yerlerde, yüzleri sema meydanına dönük olarak dururlar. Dururken kollarını niyaz vaziyetinde göğüslerinde çaprazlar, gözlerini yumarlar. Tek durmazlar, ikişer, üçer, dörder kişilik kümeler meydana getirir ve sonra BİR  araya gelirler.

   Semanın son selamında Şeyh de sema'a girer. Sema ede ede, yavaş yavaş posta varır. Varemasıylada sema sona erer. Semazenler yerlerini alır, hırkalarına bürünürler. Bu sırada Kuran'dan bir "aşir" okunur. Aşir tamamlanınca bir derviş dua eder, Fatiha okunur ve hep birlikte " HUUUUUU..." çekilir.
   
   kaynak : Mevlana ve Mevlevilik / Mehmet Önder / Aksoy Yayıncılık
SEVGİMİZ TÜM EVRENİN ÜSTÜNE....
IŞIK VE SEVGİYLE...

 

Benzer konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
40520 Gösterim
Son İleti 19 Ağustos 2008, 14:38
Gönderen: efsun_i

usa online pharmacy